»Yazıyorum çünkü içimde susturamadığım bir ses var..

'Üye Günlüğü' forumunda Zeno tarafından 19 Ocak 2012 tarihinde açılan konu

  1. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122


    [​IMG]

    Merhaba küs/günlüğüm..
    Pek beceremem konuya giriş cümlelerini zira gelişme bölümüdür benim ilgilendiğim..
    Yeni yıla girdik 18-19 gün önce.
    Aldığım kararlar vardı,
    kendime verdiğim sözler..
    Biliyordum aslında her yılbaşında olduğu gibi kararlarımdan vazgeçeceğimi.
    Keza öyle de oldu.
    Ben mutsuz değilim.

    İstanbul'a gelmekle hata ettim.
    Sanki benim şehrim değil burası,çok uzaklaştım..
    Uşak'ta evet yalnızdım ama en azından daha huzurluydum.

    Yazıyorum çünkü içimde susturamadığım bir ses var..
    Yazıyorum çünkü hala seni anlatamadığım cümleler var..
    Yazıyorum çünkü ben yazarım ama çizemem.
     
  2. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]

    İkimizinde martı olduğunu düşün..
    Arkamızdan kim ne demiş,yüzümüze kim hangi cümlelerle bakmış umursamadan..
    Sadece seni sevdiğimi düşün..
    Kırdığımız tüm kalpleri şişeye koyup denize fırlatmak..
    Martıların tiz çığlıklarıyla güldüğümüzü düşün..
    Rahatsız edici kimine göre ama bize göre mutluluğumuzu yansıtma gereci.

    Seni öyle çok özledim ki.
    Kimsin bilmiyorum,nereye gidiyorsun,giderken hangi yolları kimlerle aşarsın fikrim yok.
    Martı olduğumu düşünmek istiyorum sadece.
    Bunun anlamı ölüm mü bilmiyorum,
    Huzuru bulmak istiyorum.
    Son şansımız bu,yıllardır aradığımız.
    Hiç soru sormadan sadece gelir misin benimle?
    Birkaç hatırada ağlayıp sonraki sohbetlerde benimle gülmeye var mısın?

    Hazırsan gidelim mi?
    Çok zaman harcadık burada 20 yıl kadar..

     
  3. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Bir ara sokakta öldüm…dün
    Öylece yani.
    Birdenbire
    Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde
    Granit duvarlı binanın anlamsızlığına,
    Şehrin boşu boşunalığına içerlerken
    Bırakmışım son nefesimi kaldırıma
    Bitmiş,
    Öylesine yani.
    Birdenbire



    Konuşmak zorunları çözmek için yeterli değil.
    Ben konuşunca sen konuşunca oluşan tek şey gereksiz ses kalabalıkları.
    Neyden mi bahsediyorum?
    Kendimden,senden,
    hiç olmayandan,olamayacaklardan,gidenlerden,kalanlardan,
    hiç soru sormayanlardan,unutanlardan
    ve unutulmaya yüz tutanlardan.

    Böylece bitmiş yani,
    Birdenbire


    Hiçbir zaman sonsuza kadar süreceğini düşünmemiştim,doğru.
    Yine de mutluluğum biraz daha uzun metrajlı olamaz mıydı?
    Geç bunları,
    Peki ya sen nasılsın?

    Ya da ölmek yerine
    İki adım yol yürüyeydim de
    Konuşuverse miydim şu gelin çiçeğiyle.
    Gitmek yerine…?


    [​IMG]

    Kendimi kaybetmek ve aklında bulmak istiyorum..
     
  4. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]

    Birileri ayrılıyor,
    Birbirlerinin arkasından kelimeler,en kötü yakarışlar..
    Sonra bir şey oluyor,
    Tekrar bir araya geliniyor.
    Yine birbirlerine iş atıyorlar,iş olsun diye.
    Ve yine iş olsun diye bunu bizim gözümüzün önünde yapıyorlar.
    -Ben uzaktan bir seyirciyim-

    Birileri gidiyor,
    Kalanları hiç düşünmeden gidenler,kuzu kuzu geri dönüyor..
    Sonra bir şey oluyor,
    Bu sefer kalanlar cesaretlenip gidiyor.
    Hem birbirlerini kovalıyorlar böyle,
    Hem de birbirlerini hiç tanımıyormuş gibi davranıyorlar.
    -Ben uzaktan seyirci olarak gülüyorum-

    Birileri üzülüyor,
    Kaybettiklerine ağlıyor elindekilerin değerini bilmeden..
    Sonra bir şey oluyor,
    Elindekileri de kaybediyor sıra sıra,
    Acıta acıta..
    İpin ucunu kaçırınca da oturup üzülüyor yine.
    Kaybettikleriyle birlikte kazandıklarını da kaybettiği için üzülüyor
    Ama ağlamıyor.
    -Ben uzaktan seyirci olarak içleniyorum-

    Birileri de seviyor,
    Tüm olumsuzluklara rağmen hayatını yaşayıp gülüyor.
    Sonra bir şey olmuyor.
    Çünkü sevmesini biliyor aynı derecede sevildiği günü bekliyor.

    Mutsuz değil çünkü yalan yere üzülmüyor.
    Gitmek zorunda olmuyor çünkü gitmenin tek yol olmadığını biliyor.
    Ayrılmak zorunda olmuyor çünkü ayrılığın ölümden beter olduğunu biliyor.

    Tüm bunlar olurken ben ne mi yapıyorum?
    Onlar yerine üzülüp,yine onlar yerine ayrılıyorum birilerinden,
    Kalanlardan ve gidenlerden oluyorum.
    Ama hiç ağlamıyorum.
    Ben uzaktan bir seyirciyim.
    İzliyorum ve her şey bittiğinde filmin etkisinde kalmamam gerektiğini iyi biliyorum..

    18.04.2012


     
  5. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي​

    [​IMG]

    Ne zamandır yazmadığımı farkettim.
    Hiç yazasım yok biliyor musun Aze?
    Aze demişken;bir gün adını değiştireceğim senin yine..
    Bulamadım şuan ama değiştireceğim.

    [​IMG]

    Çok mu dolarmış gözlerin?
    Hep mi böyle,yeşil yeşil..
    Ne ki içine attığın dertlerin?
    Bir sen misin ağlayan?
    Hem ağlamak güzeldir,öylece durmaktan çok daha insancadır.

    Elifimin doğum gününe az kaldı.
    Ne yapmalıyım henüz düşünmedim.
    Bu dünyadaki tek dostumun neleri sevdiğini nelerden nefret ettiğini ne gibi hayalleri olduğunu hepsini biliyorum ama bu doğum gününde hala ne alacağımı bilmiyorum..
    Bir mektup yazacağım tabi,içinde sadece biz ve dostluğumuz.
    ama işte bir hediye de olmalı.
    Bakalım..
    Son haftalar az kaldı.

    [​IMG]

    Az önce Annem aradı.
    Sesi iyiydi,kardeşlerim de öyle.
    Yine de özledim hem de çok.
    Bugünü de sayarsak tam tamına bir ay var evime kavuşmama.
    Çok fazla geldi bana.
    Böyle olacağını bilseydim evime yakın bir yerler yazardım tercihlerimde.
    Hangi akılla uşak'ı yazdım ki anlamıyorum.
    Bir de doğu taraflarını yazmıştım sırf açıkta kalmayayım diye.
    Şükürler olsun ki,tutmadı oralar ehe :)
    Hoş Erzincan olsaydı asıl memleketimde olurdum ama olsun..
    Neyse ne diyordum ki ben?

    Sezen Aksu*Vazgeçtim
    Ne güzel bir şarkısın sen..
    Ne de çok şey ımm paramparça edici şarkılardan.
    Gereksiz yere,henüz mutluyken,
    Neden şimdi?

    Hayat; lokmalarını sayıyor hayallerimizin..
     
  6. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Komşu yardımlarını çok izlesek de hakettiler.



    Söylenecek söz kalmadığında, dudaktan dökülen tek sözdür: Hayırlısı..

    Finallere bir haftacık kaldı.Bugün biraz not çıkarmaya başlamak lazım.
    Yoksa yine son günlerde yetiştireceğim.Gerçi son günlere de bıraksam hep geçer not alıyorum ama olsun biraz daha yüksek not almak göz çıkarmaz ehe.

    Tam tamına üç hafta sonrada evime gidiyorum.
    Stajı da seneye yapmaya karar verdim bu sene çok planlarım var.Önce onları gerçekleştirmem lazım.
    Öncelikle iyi bir ney kursuna yazılacağım,A2 ehliyeti alacağım.Araba ehliyeti aldık ama motoru da bilsek fena olmaz :)
    Sonra da pasaportumu alıp babamın yanında alacağım soluğu.Büyük ihtimalle ağustosta gideceğim.Bir ay dururum kafi..
    İzmir gezimizde var bu arada.Onu da haziran ayına sıkıştıracağım.O kadar çok gittim ki İzmir'e alışmaktan korkuyorum oraya.Farklı bir büyüsü olsa da İstanbul bir başka.
    Ve Elifim gelecek yanıma. İstanbul'u tekrardan ele geçireceğiz :)
    Planlarım az çok bunlar.
    İnşAllah hepsini gerçekleştirebilirim.

    Öperix.​
     
  7. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Onca yıl emek ver sonra hiçbir şey yapmamışsın gibi kapıyı göstersin sana.
    Bu mu emeklerimin karşılığı? Bunca yıl elimden geldiği kadarıyla yönetimde olup emek harca sonra haksızlık yapıldığını bildiğinden gerekli yorumu yaptığında sana çıkış yerini göstersin.Ne güzel dünya yahu ne güzel dünya..
    Neyse sinirlenmeyeceğim.Ben bir daha da o siteye girmem.Ama şuraya yazıyorum kısa sürecek her şey.Çünkü bu diktatörlük ile hiçbir şey sağlanamaz.Adil davranmak bu değildir.Senin sözlüğünde adilliğin tanımı ne merak ettim.
    Neyse efenim,sildim orayı onca emeğim geçti gitti varsın gitsin.
    Bir daha da kasmam kendimi bu kadar.Bak sonra sen geride bırakılan oluyorsun.
    Olan sana oluyor yani.
    Neyse tamam bitti.


    [​IMG]

    Seni çok özledim Kadıköy..Son 2 hafta.
     
  8. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]

    Bugün Elifimin doğum günü..
    Dostum,her şeyim..
    Abartmıyorum o benim her şeyim gerçekten.
    Dost kavramını önceden pek bilmezdim ben.
    Beraber güldüklerim dostumdu sanırdım.
    Hissetmezdim ta içten.
    Şimdi Elif dediğimde dostun anlamını biliyorum.
    Ağladığımda yanımda o vardı,güldüğüm de de..
    Ve kızdığımda.
    Öfkelerimiz aynı,gülüşlerimizin tonu,gözyaşlarımızın tadı.
    Ben onu çok seviyorum :)
    Dün gece kutladım onun doğum gününü.
    İnternette geziniyordu gece tam 00:00.
    Ben de aniden bağırdım;
    'Şuna bak ya doğum gününe internette girdi.ha unuttum doğum gününde kutlu olsun' ehehe:RZ:
    O kadarda odun değilim ben yahu.
    Bugün de hatta birkaç saat önce onunla beraber dışarı çıktık ve ona hediye olarak Isparta'dan getirilmiş gül kokulu seccade ve tesbih aldım :)
    Ne zamandır istiyorduk denk geldik şansa bugün.
    Kendime de aldım hatta.
    Çeyizimize ekleyeceğiz :)
    O benim canım,o benim tek dostum.
    Seni çok seviyorum Elifim..
    Burdan da yazayım dedim göremeyecek olsan da eheh.

    ''Sen yeter ki gül, ben sana gamze de olurum.''


     
  9. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]


    Merhaba.
    Neden bu kadar pişmanlıklarımız var,diye konuya girmek istiyorum.
    -Kim olduğum,ne olduğum,nerden gelip hangi yollara gittiğim umrunda olmasın,ki sanmıyorum ama neyse-

    Aşk fedakarlık ister deriz.
    Ve bir zaman sonra ilişki bittiğinde 'Ah gitti emeklerim! Kendimi heba ettim!'diye debeleniriz.
    Nerede peki eski aşklar? Dağda yanıp kül olacak değil ya..
    Peki pişmanlık yaşamamak için emek vermemeli miyiz?
    -Aklıma gelmişken Emek isminde bir kızım olacak bir gün-
    O zaman karşımızdakine de güvenmememiz lazım değil mi?
    Hadi onu da yaptık.Ee aşk nerede sorumu yineliyorum..
    Önce birini arkadaş olarak tanımak lazım.
    Cidden işe yarıyor bunlar.
    Sevgili olmanıza yakın huyları öyle hoşunuza gider ki,
    'Hayallerimin kadını!
    Beyaz atlı prensim!'

    naraları atarsınız.
    Ya hu bırak yüzünü ekşitmeyi!
    Yalan mı,sevmişsindir işte,bu benim hayatımın erkeği/kadını demişsindir,eminim diyorum laga luga yapma bana.

    Sonra sevgili olduğunuzda o huyları bir bir batar bir yerlerinize.
    Deler geçer yani o derece..

    Kıskançlığı önceden hoşunuza giderdi şimdi ise bildiğin layt erkek olmasını beklersiniz. -Hani şu Selamiiii var ya-
    Bu bayanlar için geçerli daha çok.
    Erkeklerde ise,kadının laf atışı,soğuk tavrı çeker sizi.
    -İmkansız insanlar her zaman daha çekicidir ne de olsa-
    Kadını elde edince perde kapanır.
    Bi laf atışında yakarsınız onu,o soğuk kadın gider yerine evcimen birini getirmeye çalışırsınız.
    Ama yanılırsınız..
    Yazık olur o ilişkiye,yazığı bırak hiiiçbir hayır gelmez o ilişkiden.
    Dikkat ederseniz ilişki diyorum.
    Aşk demedim.
    Aşk öyle karşısındakini değiştirmeye çalışmakla olmuyor,
    Bir iki kavgada direk karşındakine küfretmekle olmuyor..

    Ha küfür konusuna girelim bir de.
    En yakın dostum 2 yıllık ilişkisini bitirme çabalarında.
    Adamdan yemediği küfür kalmadı.
    -Bakma nan öyle sanki sen hiç küfür yemedin artist!-
    Unuturdu barıştıktan sonra.
    Şimdi aşk diyorum nerede burada? Hani nerede kadındaki gurur?
    Günümüzdeki fedakarlık bu mu oluyor?
    Sahi ne demek fedakarlık?
    Emek,elle tutulup verilen bir şey mi?


    Olm günlük günlük dedim resmen bu ilişki analiz defteri gibi bir şey oldu. Çok çizdirip bakkal defterine çevirmesem bari.
    Gaçtım.


     
  10. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]


    Merhaba Aze,
    Kadınların içindeki diktatör hatırlamakta ve hatırlatmakta ustadır.
    Elif Şafak (Şemspare sayfa:47)

    İçinde biriktirir kadın, kendisine her söyleneni, kulağından geçen her sözü..
    Bekler sabırla, söyleyeceği günü ve zamanı.
    Bu yüzden kadınların şeytan olduğu düşülür. Veya kendilerinde şeytan tüyü bulunduğu.
    Unutkan bir kadının bile çoğu şeyi unutmadığı görülür. Tarihleri unutabilir tabi, yaşananları asla..

    Mesela ben,
    Unutmuş gibi görünürüm her şeyi, keza çok unutkan olduğum aşikar.
    Bana söylenen sözleri, yapılan davranışları saklarım içimde.
    Bir gün ortaya çıkarıp yüzüne vurmak için.
    Bu çok acımasızca bir hareket biliyorum ama buna karşı koyamıyorum.
    Günümüzdeki ilişkiler artık iki ülkenin birbiriyle olan çıkar anlaşmaları gibi.
    Tarafsız sevgi yok! Saygı zaten hiç yok…
    Anlayış sıfır, emek eksilerde..

    Bu kadar karalıyorum da benim aşk hayatımdan ne haber?
    Benim eşsiz bir sevgilim var canlarım.
    Şimdiye kadar bana ‘lan’ dediğini duymadım.
    Yanımda olduğunda utanır. Elimi bile izin almadan tutmaz, o derece.
    Ee şekerim herkese böylesi gelmez tabi, ben Allah’ın sevgili kuluyum, biliyorum.

    Şimdi beni bırakalım, yeterince kıskandırdım sizi huh..
    Şaka bir yana hayatım bomb*k.. Bak sadece b*kta değil daha ilerisi.
    İlgisiz olması deli ediyor beni mesela, kırılıyorum her seferinde.
    Kavga çıkarınca da susuyorlar ya, tam ölüm saati geliyor benim için.
    Vakit normalde su gibi akarken takılıp kalıyor saniyeler bile.
    Sıkıntıdan şişen patlayıp bir eteğin dikişine dönüyorum.
    Tekrar üste çıkmak için tekrar mesaj atarız, ararız.
    Cevap vermez. Ona göre sessiz kalmak, kavgayı bitiriyor.
    Bana göre onun sessiz kalması kavgayı ateşliyor, beni önemsemiyor demek.

    Kadınlar, erkeklerle işte bu yönlerde hep ayrılıyor.
    Konu başkaydı bu daha başka bir konu.
    Ben en iyisi soğuk bir su içeyim her şeyin üstüne.

    (Yarasın koçuma..)

    Bu da öyle esprik.
    [​IMG]



     
  11. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]

    Yarın; sesimi duyamayacağın kadar uzak olabilirim mesela.


    Dokunamayağın, göremeyeceğin, soramayacağın, kızamayacağın, kırılamayacağın, inanamayacağın..

    Bir kez daha benimle gülemeyeceğin,

    Gözlerini kaçıramayacağın..

    Tüm cümleleri söyleyip isteyip de susamayacağın..

    Aynı sokaktan geçemeceğimiz, aynı şarkıyı dinleyemeyeceğimiz, kavga bile edemeceğimiz,

    Kal diyemeyeceğin,

    Ayrılamayacağın, hatta gidemeyeceğin kadar yok olabilirim.



    Seviyorsan kal. Yarın ölebilme ihtimalim var.


    -Alıntı-
     
  12. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122



    Benim hiç kalbim olmadı.
    Duygusallığın zirvesindeyim sanırım.
     
  13. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Gülme krizine girdim bu ne ya..
    Özentiliğine mi güleyim,rezilliğine mi bilemedim :)
    Dinleyin,kararı siz verin.
    Karşınızda Atilla Taş ve Yam Yam Style.



    ''Şüphesiz ki biz onları size ibret olsunlar diye yarattık.''
    Bakara/71

    Cuk diye oturdu.
     
  14. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Yeni bir stil buldum!
    Her günlük yazışımda,konuma uygun bir şarkı olacak.
    Daha doğrusu şarkının sözlerine göre konu gelişecek.
    Hoş bir şey,aklımda kalıp olacak yerine oturdu taşlar,bakalım nasıl dökülecek kağıda.

    Günün konusunun şarkısı;
    Nev*Benmişim
    :rolleyes:

    [​IMG]

    İçimde kaleler inşa ettim kırılmamak adına
    Harcına gözyaşı döktüm daha da sağlam olsun diye..


    Birilerine güven duymak isteriz demiştim. Bu baba olur anne olur en çokta sevgili olur. Sevgili hep gider,peşinde de baban..
    Erkek olduğundan belki de bilemeyiz. Tüm bu güvensizliklerin içinde kendimize saklanırız,korunmak için,daha bir sağlam durmak için. Çok ağlarız bir zamanlar,sonra alışırız ağlamaya,kurur göz pınarları..
    Daha güçlüyüm,daha yıkılmaz biriyim derken,biri gelir hayatına ve bu sefer güvenilmeyen taraf sen olursun.
    Bu yıkım neden bulur bizi?

    Şimdi yarattığım zindanlarda ışıksızım..

    Deriz sonrasında.
    Kendi kendine ışık olamaz mı insan? Feneri kendine tutmak çok mu zordur?

    Benmişim kendini savunurken en çok hançerleyen..

    En çok sevdiğim cümle. Başkalarına karşı kendini korurken,bir zaman sonra baktığında kendini soyutlayan,başkalarından uzaklaştıran sen oluyorsun.Bu başka bir yara nedenidir. Daha delici ve keskin. Çünkü yalnızlıktır sonu.
    Bu da ölüme bir adım kalması demektir.

    Kim demiş aşıklar hep mutlu olurlar diye
    Hesapsız seveceksin, canın ağzına gelse de..


    Her aşkta acı var. Hiç kavga etmeyen sevgili var mı? Ki kavga etmeyen sevgiliye,sevgili mi denir?
    Günümüzde aşklar hep bir çıkar uğruna kuruluyor. Hesapsız,kitapsız sevmek yok. Ben onu seviyorsam,onun da beni sevmesi beklenir.
    Platonik aşka tutulduğum zamanlar oldu benim. Acı doluydu evet. Ama o zamanlar kurduğum hayalleri,hiçbir gerçek aşkımda yaşayamadım. Bir süre sonra onları da uzaklaştırdım kendimden,sırf biraz daha hayal kurmak için.
    Saçma mı geldi şekerim?
    Şekerim?
    Şekerim düştü benim!

    Tüm bu söylenenlerin sonunda soracağım bir şey var.
    Yaşanan olayların tek suçlusu biz miyiz?
    Kalpsizin hiç suçu yok mu?


    Bu sıralar canım çok yazı yazmak istiyor.
    Durmadan böyle sürekli.
    Sonra çözdüm durumu;

    [​IMG]

    Çok başka bir şey oldum çıktım.
     
  15. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Yaşam, okunması gereken kitapları okumaya bile yetmiyor.

    [​IMG]

    Günün Mırıldandığım Melodisi;
    Cem Adrian*Yalnızlık


    Siyahlar sizin düşünceniz,
    Griler benim iç sesim.



    Yalnızlık can yakıyor. Konuşacak kimse olmuyor,-dertleşmek bir yana,Allah'ın selamına cevap bile yok-cümlelerin kısalır bir bir,susmayı seçersin bir zaman sonra,içinle daha çok konuşursun. Yaralısındır,acı çekersin,birileri görsün istersin,bu yaranın hekimini bulmasını istersin,bulamazsın tabi.
    Susarsın yine,çekilirsin kendi köşene.

    Ben böyle değildim Aze.
    Dün iki buçuk yıl önce bana aşık olan çocuğun bana yazdığı günlükleri okudum.İstedim,mail olarak yolladı hepsini bana.
    Ne çok severmiş bir insan.. Ne çabuk unuturmuş sevdiği zamanları.


    Yalnızlık demiştim,yalnızlık Allah'a mahsus denir ya, taşı bile yosun sarar denir ya,hani beni saran kollar diyesi geliyor insanın.

    Boşa giden çok zaman harcadım. Özlettim bol bol ve can yaktım arkama bakmadan. Sonra ben kaldım bir başıma. Çağırsam gelecek var yine, marifet çağırmama bile gerek kalmadan hep yanımda olanlarda.

    Ve iç sesler karışır birbirine..

    [​IMG]

    LÜTFEN!
     
  16. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Kendimi bir tek senin yanındayken iyi halde buluyorum, evet diyorum sonra, burası benim dünyadaki tek yerim.
    Sen benim kale'msin..

    Roz


    [​IMG]

    Günün Mırıldandığım Melodisi;
    Nil Karaibrahimgil*Ben Buraya Çıplak Geldim..


    Çok yoğun geçiyor günlerim. Başkalarını dinleyeyim derken,kendi sesimi unuttum iyice. Yazmaktan kim alıkoyabilir beni? Kim kırabilir kalemimi?
    Neyse soru sormaya gelmedim ben,cevap olmak için bu dünyaya geldim,evet.

    [​IMG]

    Âh Aze..
    İşte sen bunu çok yapıyorsun.
    Neyi?
    :)


    Bu kadar mı yazasım varmış,peh.
    Karalamama yazık!
    Neyse bir gün elbet bunları da silmek isteyeceğim.
    Çünkü benim hayatım böyle.

    Birilerini alırım yaşamıma,koşulsuz bağlanırım da-sadece sevgili değil-
    Sonra çok saçma bir şey olur ve biter.
    A gider ardından B C D...
    Hepsinin gitmesine razıydım da,
    A gitmeyeydi iyiydi.


    İki üç ay önce aniden aklıma geldi A.
    Birkaç cümle döküldü dudaklarımdan,
    Hemen kağıda yazdım unutmayayım diye.
    Ki sabaha unutmuştum bile,iyi ki yazmışım.
    Buraya da yazayım da,belki bir gün devamını yazarım ilham perilerim pek uğramıyor da..

    ''Benim bir sevgilim vardı,Martı kanadından dünyaya bakardı.
    Sakince,gözlerini süze süze..
    Bir Ömrüm deyişi vardı,diğer tüm kelimeleri utandırırdı.
    Bir öpüşü vardı,gökyüzünü denize dökerdi.''


    Böyle bir şey işte,aslında ilk cümle son tarafta yer alıyordu ama direk Ömrüm'den başlamak olmazdı sonunu getiremedim bu nedenle.
    Ya da bitirmek istemedim,işime geldi,bilmiyorum.

    Şimdi okudum da tekrar yazdığımı,bir şeyler eksik sanki,tam içime sinmedi.
    A olsaydı tamamlardı :) O çok güzel şiir yazar. Bazen anlamını bile bilmediğim kelimeler içerir şiirleri,hatta birden fazla okumak gerekir dizelerinde aslında ne demek istediğini.
    Öyle biriydi işte.

    Geçen gün bir yerde denk geldim.
    Herkes martı sever olmuş.
    Buna lafım yok,kuşlar uçuyor tutabilen yok.Martılar da öyle.
    Fakat benim martı takıntım çok değişik.
    A da çok severdi martıları.
    Hatta bir keresinde; 'Beni küçükken Martılar s*kms olmalı niye seviyorum nan bunları bu kadar! ' demişti ehe.


    Giderken bana bir şiir bıraktı ve Kadıköy'deki tüm martıları.
    Öyle dedi çünkü, en sevdiği evin çatısından ellerimi bırakırken..
    Çok soğuktu dışarısı ama içim yangın yeriydi.

    Neyse,uzattım. Aslında öyle yazma amacı yoktu içimde.
    Gideyim ben az.
    Şiiri merak edenler için;

    ''bir martıyı ağlattın işte
    bir çocuk garanti intihar eder artık''


    diyim siz anlayın.

     
  17. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Herkesin bir zahidesi vardır.

    Neşet Ertaş

    [​IMG]

    Günün Mırıldandığım Melodisi;
    Oğuzhan Uğur*Terbiyesizim..


    Vicdanınızın sızladığı günler oldu mu?
    Olmuştur elbet,insanız.
    Nasıl başa çıktınız peki o acıyla?
    Hayır,ben dayanamıyorum da.

    Pişmanlığım kendime.
    Çok saçma sapan hatalar yapmışım. Yanlış kişilere güvenip,yanlış kişilerden medet ummuşum.
    Ne çok ezmişim kendimi. Ne çok insanın totosunu yükseltmişim.
    Ama bitti her şey! Bundan böyle ben ne dersem o olacak!
    -Diyemezsin tabi. Öyle kolay değildir kendini değiştirmek,öyle kolay değildir anaç tarafını kapatmak-
    Peki bu vicdan hala niye sızlar?
    Özür dilemem kişilere gidip özür diledim.
    Haklı olduğumu düşündüğüm konuları gidip tekrar konuştum birileri ile,haklılığımı kabul ettirdim.
    Ve onun gittiğine gerçekten inandırdım kendimi.
    Edip Cansever'in Mendilimde kan sesleri şiirinde bir dize vardır;
    ''Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar?''
    Diye sorasım geldi benimde.
    Anlamıyorum bir türlü, niye yüreğim kaburgalarımı dövüyor hala?


    Sadece, mükemmel.[​IMG]

    [​IMG]
    ”Ne zaman bir yerde bir martı görsem,
    birdenbire neşemi kaybederim.
    Yüreğimin içinde derin bir sızı büyür büyür,
    göğsümü acıtır.”

    Ömer Seyfettin

    Diyorum ve gidiyorum.


     
  18. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    Eylül, takvimde bir ay ismi değil; aşktan geçenlerin sızısıdır..

    Emre Gökçe


    [​IMG]

    Günün Mırıldandığım Melodisi;
    Pilli Bebek* Olsun..


    Aklımda binbir soru ile geldim. Sebepsiz aslında,öylesine.
    Bahsedeceğim çok şey var. Kendimle her konuştuğumda anlatacak daha çok şeyim olduğunu görüyorum. Eksikler var hep.
    Okumam gereken yarım bıraktığım çok kitap var.
    Heyecanla izlemeye başladığım ve üçüncü dördüncü bölümde izlemeyi bıraktığım,sürekli sürekli ve yine sürekli izlemeyi ertelediğim filmler var.
    Arkadaşlarımın önerdiği veya oradan buradan duyduğum güzel müzikleri dinlemeyi de erteliyorum sürekli.
    Çekmem gereken mesajlar,aramam gereken kişiler de var. Bu bir özür mesajı olur,hayırlı olsun olur güle güle kullan olur,bilemem. Bunu da erteliyorum.
    Bir gün diyorum,bir sonraki gün diyorum.
    Günler geçip gidiyor böylece ve ben yine geç kalıyorum hayata her defasında.

    -Asıl konunun ne olduğunu unuttum görüyor musun?
    +İşine gelmiyordur her zamanki gibi.
    -Belki :)



     
  19. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    ‎"Yazmak şarkı söylemekten daha farklı.Çünkü şarkı söylemek affediyor her şeyi, yazmaksa öç alıyor..."

    Umay Umay

    [​IMG]

    Günün Mırıldandığım Melodisi;
    Sezen Aksu*Yine mi Çiçek..



    Bazen bir avukat ya da yargıç gibi hissediyorum kendimi.
    Savunmak istiyorum birilerini. Fakat hep arada kalıyorum.
    Bir tarafı dinliyorum,kendince haklı sebepleri var,gayet mantıklı cümlelerde.
    Fakat sonra diğer tarafı dinleyeyim diyorum,o da haklı kendince.
    Ee insan neden haksız olduğu bir şeyi savunsun ki diyorum içimden.
    Hak veriyorum iç sesime.
    Ve en zor iş olan iki tarafında haklı olduğu bir davanın kimin kazanacağına karar veriyormuş gibi hissediyorum kendimi.
    Bunlar insan değil,bunlar benim iç seslerim.
    Biri haklıdır,sonra diğer sesimi dinlerim. O da haklıdır.
    Ben bunun tam ortasında yer alıyorum işte.
    Merkezim benim iç seslerim.
    Orijinden geçen doğru oluruz böylece.

    Her gün yeniden doğuyormuş gibi hissediyorum.
    Acılarımdan ümitler filizlemeyi öğrendim.
    Umutlarım, hayallerim hepsi bir adım ötemde sanki.
    Çocukken akşam olduğunda ve ay ortaya çıktığında,Ay'ın beni izlediğini düşünürdüm hep. Sağa giderdim,sağa gelirdi. Sola giderdim sola gelirdi.
    Koşardım ardıma bakmadan başım yukarıda.
    Yine gelirdi peşimden.
    Kaçamazdım ki.

    Ve şimdi yine bu his var.
    Kaçamadım ben geçmişimden.
    Ve ne kadar ertelesem de gelecek geliyor.Durduramıyorum.
    Bu nedenle de böyle yaşamayı öğrendim ben.

    Artık daha çok gülüyorum,kahkaha atıyorum,otuz iki dişim ortada..
    Biri duyar da beni garipser diye mırıldandığım şarkıları bağırarak söylüyorum.
    Sırf bu yüzden binada birkaç uyarı aldım ama çok takılmadım.
    GÜLDÜM VE GEÇTİM.


    Bir de bunu buldum,çok hoşuma gitti bi not olarak düşeyim dedim. :)

    Terazi burcunun risk aldığı konu:
    Riski gördüğünde, uzaklaşmak yerine; adaleti sağlamak için uğraşırlar.
    Çözümlenmesi gereken bir konuyu, Terazi'lere bırakın; nasıl çözümlediklerine hayran kalabilirsiniz.
    Detaycı olmaları sebebiyle, çözüm yolları üretmekte zorlanmazlar.

    İşte böyle bir şey..:sessizol:
     
  20. Zeno

    Zeno <b>The shadow of the misery.</b>

    Katılım:
    18 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,122

    [​IMG]

    Romantik filmler pek izlemem ben.
    Yalnız izlemek hoşuma gitmiyor belki ondan olabilir.
    Hep korku,gerilim, olmadı psikolojik filmleri sevdim.
    Romantik filmleri sevmememin diğer sebebi;
    Beni ağlatacak cinsten pek bir aşk filmi olmadığından.
    Çok sıradan buldum milletin bayıla bayıla anlattığı aşk filmlerini izlediğimde o kadar çok etkilenmedim.
    One Day filmi vardı,baya duymuştum ününü.
    Hadi dedim bi izleyeyim,beğenmedim.
    Bir sonunu beğendim, o kadar.
    The Notebook filmini izledim bugün.
    Ağlamak istedim biraz,amacım oydu yani.
    Film güzeldi,o kadar çok içime sinmedi ama izlemeye değer bir film.
    Bazen yarıda kesesim geldi filmi ama tuttum kendimi ve sonuna kadar izledim.
    İyi ki de izlemişim.
    Son sahne gerçekten çok güzeldi.
    Tavsiye ederim ne diyim.
    [​IMG]

    Günlük kuralımın dışına çıktım bugün.
    Ne günün şarkısını yazıyorum ne de güne bir söz iliştiriyorum.
    Böyle olsun istedim.
    Aniden yazma isteği geldi zaten.
    Elifim de yok. Onun üç günlük yokluğunu böyle film izleyerek doldurmaya çalışıyorum.
    Dostum, canım,kanım, ev arkadaşım,yoldaşım..
    O olmayınca garip hissediyorum.Eksikmiş gibi. Binada yine arkadaşlarım var onlarla da konuşuyorum da,Elif başka.
    Biz çatı katında oturduğumuzdan ve çevremiz ağaçlarla dolu olduğundan ötürü sineklerle başımız belada biraz.
    Camı,pencereyi ne zaman açsak en az 3 sinek dolar içeri.
    Elifle bir gün sırf sıkıntıdan o sinekleri kovalamıştık evin içinde. :RZ:
    Öldürmeye çalışmıştık,ben öldüremezdim yeterince hızlı değildim sanırım.
    Ama Elom bi vuruyordu elinin tersiyle sinek neye uğradığını şaşırıyordu :RZ:
    Uyuduğumuz odada yataklarımız yanyana duruyor ve kocaman bir penceremiz var karşımızda Uşak eheh.
    Her gece,geçirdiğimiz günün analizini yaparız.
    O ne yapmış,bu ne yapmış değil.
    Biz neler yaptık bugün,nasıl hissettik bütün gün.
    Durup dururken bir espri yapar ve gülme krizine gireriz.
    Dur derim durmaz o gülünce ben de gülerim hep :)
    Hele bir de bizim bi ışığı kim kapatacak yarışımız var.
    Elif banyoya gittiğinde ve gece baya geç olduğunda,ben direk yatağa girip beklerim ışığı Elif kapatsın diye :RZ:
    Karanlıktan korkmuyoruz tabi.
    Sadece hem tembelliğimizden hem de şebekliğimizden bu davranışımız. ahaha :)
    Oy nasıl özledim ya,daha dün yanımdaydı.
    Biz birbirimizden her ayrıldığımızda şu cümleyi kurarız;
    'İnsanoğlu kuş misali,bak bugün burdayım,yarın İstanbul'da.
    Ya da dün İzmirdeydim bak bugün Uşak'ta'gibi.
    Niye anlattım şimdi ben ya Elifi :)
    Çok özlediğimden olsa gerek.
    Ev bomboş.Napim ben de mi sinek avlayayım sıkıntıdan onsuz :RZ:
    Aaa ama dün akşam üç tane sinek leşim var. Atmadım onları. Elifim geldiğinde göstereceğim diye pencerenin önünde bekletiyorum eheueh :)
    Neyse ben gideyim amma uzattım.
     

Bu Sayfayı Paylaş