Eincho | Belki de kelebeğin kanatları taşıyamadı hüznümüzü.

'Üye Günlüğü' forumunda Ein tarafından 23 Ekim 2012 tarihinde açılan konu

  1. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    Evet, gerçek şu ki, mutlu değilim.
    Son zamanlarda ilerleyen tüm olaylar beni sadece mutsuz etmeye yarıyor.
    Elimde olan her şeyin emanet olduğu o kadar çok belli ki.
    Her şey gökyüzüne havalanıyor, uçup gidiyor, tutamıyorum.
    Yaşadıklarımız da biraz nefes almak gibi.
    Belirli bir zaman nefesimizi tutarız, ama sonra almak isteriz.
    Düşünüyorum ki, nefes bile durmuyor içimizde, insan nasıl dursun?
    Bıraktığımız tüm nefeslerin yerine yenisini alıyoruz.
    Boşluk kabul etmiyor hayat ve hiç bir zaman etmeyecek.
    Bunlara alışmaya başlasam iyi olur.

    [​IMG]

    Simge'yi çok özledim cho.
    Aslına bakarsan çok bile hafif kalır.
    Ne diyeceğimi, içimde kopan fırtınaları sana nasıl anlatacağım bilmiyorum.
    Sadece bil ki, o benim dosttan öte, herşeyim.
    Biliyorum, bu yazıyı okumayacak ama, onu sana yazmak istiyorum.
    Omuzlarına dökülen saçları var, kıvırcık hem de.
    Neşesi var, sadece dostlarına özel, kısa zamanlı mutlulukları, keyifli anları var.
    Tertemiz bir canı var, yaşama sebebi, Simge'yi tek kıskanmadığım canlı.
    Kalbi hüzün, kalbi keder, kalbi kocaman.
    Gönlü büyük, çocuk ağzıyla tavana kadar.
    İnan bana seni hiç kimseye değişmem, öyle büyüksün ki içimde.

    [​IMG]

    Geriye dönüp baktığımda, arkamda kalan insanları düşünüyorum.
    Vardığım sonuç şu; elimde bir şahane dost, üç hayal kırıklığı ve bir de hüzün var.
    İnsanları yanlış tanımıyorum aslında, doğru tanıyorum.
    Ama insan değişken bir yapıya sahip ise ve son hali seni hunharca rahatsız ediyorsa,
    bu hayal kırıklığıdır.
    Büyüdükçe tüm karşılıksız duygular, karşıklı bir bencilliğe dönüşüyor.
    Katlanamıyorum cho, ben bu duruma gerçekten katlanamıyorum.
    Öyle büyük acılar gördüm ki, hala uykularım bölünüyor.
    Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum.
    Ama yok, yakıştıramıyorum.
    Sonra diyorum ki, bunlar gerçek yeşil, bunlar ciddi ciddi gerçek.

    [​IMG]

    Yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşıma bir kum saati almıştım.
    Kum saatlerine karşı bir zaafım var benim, öyle güzel anlamlar yüklenir ki ona.
    Arkadaşıma hediye ettiğimde, bana 'neden kum saati' dedi.
    'Bir çok nedeni var, ama en önemlisi düşünmene yardımcı olur' dedim.
    Başka soru sormadı, ama bence ne demek istediğimi anladı.
    Her insan düşünmeden bir çok kişiyi paramparça eder meselâ.
    Sonradan pişman olur, düzeltmek ister, ama düzeltmene izin vermezler.
    Sonrası, sıfıra sıfır elde var sıfır.

    [​IMG]

    Olanları değiştiremiyorum belki ama, keşkelemekten de geri kalmıyorum.
    Bu keşke hep olacak mı? Hiç gitmeyecek mi?
    Ben ne zaman düşünmeden, rahatça kapatacağım gözlerimi?
    Hani mutluluk içimizdeydi bizim?
    Ben içimde eksiklikten başka hiç bir şey göremiyorum?
    Hayatın benim duygularımı ezip geçmesinden,
    Sevdiğim her şeyi elimden almasından,
    mutluyken bir kaç saniye sonra bunu yok etmesinden,
    ve gözyaşlarımı dindirmemesinden aldığım cesaretle,
    kendimi hüznün kadını ilan ediyorum, bir yastıkta kocayalım.

    [​IMG]

    Günümüzün şarkısı; Düş Sokağı Sakinleri >> Hüzün Kovan Kuşu.
    Huyumdur hep ölürüm, nice aşklara bölünürüm.
    03.10.2012 Çarşamba.
    10:00.
     
  2. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    Aklıma düşebileceğini biliyordum.
    Seninle yaşadığımız her şey o kadar masum, o kadar güzeldi ki.
    Ben senin bakışını sevdim, usul usul içime işleyişini sevdim.
    Uyurken beni izlemeni, saçlarımı anne şefkatiyle okşamanı sevdim.
    Ben senin adamlığını sevdim, beni herkese karşı sahiplenmeni sevdim.
    Seninle çocuk olmayı, nefes almayı sevdim.
    Seninle sevmediklerimi sevdim, seni de sevdim.
    Sana aşık olamadığım için o kadar üzgünüm ki.
    Kalbime söz geçirebilseydim, sadece seni dilerdim ondan, sadece seni.

    [​IMG]

    Hep söylenenleri söylemek istemezdim.
    Daha iyi insanlarla karşılaşacağını, bizim sadece arkadaş olabileceğimizi.
    Haklısın, hepsi yalan.
    Ne sen daha iyi bir insanı sevmeyi deneyeceksin,
    ne de biz arkadaş olabileceğiz.
    Ortası yok yaşamın, ya sağdasındır, ya solda.
    Ya öndesindir, ya arkada.
    Sen beni içinde besledin, ben seni aklımda.
    Benim sana verebileceğim en güzel hediye, gitmektir.

    [​IMG]

    Çok derin, çok kırılgansın. Farkındayım.
    Bu kadar çaresiz olmam, beni kedere boğdu.
    Sana değil kendime acıyorum.
    Ben sevmeyi bilmeyecek kadar aptalım.
    Kalbimin her seferinde kırılacağını düşünerek, herkesleştirdim seni.
    Keşke içimdeki yangını söndürebilsem.
    Mümkün olmadığını düşündüğüm her şeyi, dilediğimin ötesinde yaşasam.
    Benim bunlara cesaretim yok.
    Bugünlerde çok korkağım cho, çok.

    [​IMG]

    Ölümün tek seferlik bir gerçek olduğunu söylerler, bir kez ölürsün derler.
    Ben buna inanmıyorum, inanmayacağım da.
    Kaç kez öldüm ben, kaç kez kesildi nefesim? Kaç kez yaşamıyorum ben dedim.
    Sonra zorla ayaklandım, zorla yaşadım. Sonra mı? Yine öldüm, yine kalktım.
    Toprağın altında cansız olmak mı ölüm, yoksa, her gün biraz daha ölmek mi?
    Yaşarken ölmeyi kim dilerdi?
    Masum değilim, katilim. Ben içimde bir sürü insan öldürdüm.
    Şimdi çekmem gereken kalp hapsini çekiyorum doya doya.

    [​IMG]

    İnsanın vazgeçemeyeceği bir çok şey var, benim de öyle elbet.
    Dostlarımdan vazgeçemem mesela, ailemden vazgeçemem.
    Ailemi çok ayrı bir kefede tutuyorum, ama dostlarım da candır.
    Simge'den haber aldım, aldığı kararlara saygılıyım, mutlu da oldum.
    Tek sorun, onu çok fazla özleyeceğim, ama umuyorum ki, bana yine ulaşacaktır.
    Aylinle geçen gün uzun uzun konuştuk, zaten bu kadar geçmişimi hatırlamam onun sayesinde.
    Keşke konuştuğumuz meseleyi sonuca vardırabilseydim, ama üzgünüm, olmadı.
    Melis hatunumu henüz arayamadım, ama arayacağım.
    Fazla benziyor hüznümüz, ama ben sen kahkahanı da çok iyi bilirim.
    Sevda günlerdir haber bekliyor, çok büyük bir fırça yolda.. [​IMG]

    [​IMG]

    Gelelim geçmekte olan günlerime, dünlerime.
    Sana ballandıra ballandıra anlatacağım bir heyecan yok.
    Bir kaç güne kuzenim doğduğunda, neşem, keyfim biraz düzelecek.
    Şimdilik, yorgun, uykusuz, keyifsiz, hüzünlü bir haldeyim.
    Başım çatlamaktan öteye geçti.
    Bir sürü ağrı kesici içiyorum, ama artık bağımlılık yaptı hepsi.
    Hiç biri işe yaramıyor.
    Şu an bile ağrısından ölmek istiyorum.
    Her karemde başka bir acı, başka bir hüzün.
    Uyumak istiyorum.

    [​IMG]

    Günümüzün şarkısı; Cem Adrian >> Islak Kelebek.
    Ve bir sabah, yalnızlığın soğuk kollarında.
    Tarifi mümkün olmayan, anlatamadığın bir rüyadan sen, yapayalnız uyandığında.
    Güneş, eskisi gibi öpüp seni, kirpiklerinde parlamadığında,
    Ve temizlemediğinde artık yağmurlar kalbini ve affedemediğinde artık Tanrı bizi,
    Sevmediğinde, konuşmadığında, biz hangi şarkıyla uyuyacağız çocuk?
    -kalbimbirislakkelebek.-
    23.10.2012 Salı.
    11:32
     
  3. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    Küçükken en çok ağaçlara çıkıp, saatlerce oturmayı severdim.
    O günlerde hiç bir korkum yoktu, çünkü çocuktum.
    Düşsem bile yeniden çıkardım, yine düşerdim, yine çıkardım.
    Ne olacak ki? derdim.
    Büyüdükçe her şeyden uzaklaştım.
    Birden yüksekten korkmaya başladım.
    Ağaçlara çıkmayı geçtim, sandalyelere daha çıkamıyorum.
    Bu korkuyu ilk keşfettiğimde, artık hayatımda bir çok şeyin de değişebileceğini gördüm.
    Üzülmedim, belki de böyle daha güzel olur dedim.
    Ama olmadı..
    Şimdi o ağaçlara çıkan küçük kız çocuğunu çok özlüyorum.
    Acıyı bir kaç dakika sonra unutup, hemen devam eden kız çocuğunu.

    [​IMG]

    O kadar güzel hayallerim vardı ki, bitmek bilmezlerdi.
    Her güne, bir sürü yeni hayal sığdırırdım.
    Öyle çok büyük değillerdi, öyle masum, öyle küçük.
    Büyüdükçe onlardan da vazgeçtim.
    Şimdi tek hayalim, mutlu bir hayat sürmek.
    Hayat benden bunun için bedeller ödememi istedi.
    Çok bedel ödedim, çok canım yandı..
    Şimdi hayal edemiyorum.
    İçimde var olan tüm mutluluk, yerle bir oldu.
    Umut etmek, sandıklarla beraber kilitlendi.
    Elimde kalan kocaman bir hiç.

    [​IMG]

    Çevremdekilerin beni nasıl gördüğünü tahmin etmek zor değil.
    Bir kaç yıl önceye kadar, hümanist bir insandım.
    Şimdi ise, insanlar bana yaklaştıkça, onlardan iğreniyorum.
    Kolay kolay birine merhaba demiyorum.
    Yeni yeni arkadaşlar edinip, onlara kendimi anlatmak, kendimi tanıtmak istemiyorum.
    Her konuyu kendi içimde yaşayıp, gerektiği kadarını paylaşıyorum.
    Yani hiç bir şeyimi.
    Kırmak istemesem de bir çok bir kişiyi kırıyorum.
    Yaptıklarına üzülmüyorum, gülüp geçiyorum.
    Sorun şu ki; artık ben kimseyi hayatımda istemiyorum.
    Yoruldum.

    [​IMG]

    Uzunca bir anlatımla seni tanımlamak isterdim.
    Ama yazabileceklerimden ben bile korkuyorum.
    Öylece kalmalısın, olduğun yerde, adım atmadan.
    Ben zaten yaşadığım acıları hatırlayıp, yeniden çekiyorum sancılarını.
    Yenilerini ekleyip, tamamen nefesimi kesmek istemiyorum.
    Olabilirdi. Belki de mutluluk yakındaydı.
    Biz bunu hiç bir zaman bilmeyeceğiz, görmeyeceğiz.
    Her ne kadar sevmeyi beceremesem de, denedim.
    Şimdi kaybettiklerimle baş başayım.

    [​IMG]

    Hayattan ne bekliyorsun bilmiyorum.
    Mutlu insanlar, seven insanlar, çocuksu insanlar, düşünceli insanlar.
    Hangisi seni daha çok mutlu ederdi?
    Belki de kararlı insanlar, sözünün arkasında duran insanlar.
    Seni hangi insan döndürürdü hayata?
    Madem bildin sevmemen gerekeni, neden sevdin?
    Düşündüğün ne?
    Sana koşa koşa gelecek, sevmeyi sende öğrenecek, hatta seninle bir ömür yaşamak isteyecek.
    Yapma Allah aşkına, bunlara inanmış olamazsın.
    Tanıyorsun, biliyorsun.

    [​IMG]

    Ailemle beraberken mutluyum sadece.
    Onların varlığıyla bu kadar sevdim yaralarımla savaşmayı.
    Anneme dün papatyalar aldım, çok sever, söylemiş miydim?
    Hala çocuklar gibi mutlu olur, bir öper ki, sanki yeniden can verir sana.
    Ablamın planları tutmadı, teyzemin çocuğu pekte gelmek istemiyormuş bu hayata. Haklı.
    Abimi görmeyeli uzun zaman oldu, özlemedim desem yalan olur.
    Bir de ana - baba ayrı bir ailem var benim.
    Özlemim var, bu ara çok ihmal ettiğim.
    Müsait bir zamanda, telafi edeceğim.
    Onu da merak ediyorum, ne zamandır haber alamadım.
    Ona ben ilk zamanlar talum derdim. Pek severdim bu kelimeyi.
    Kelime anlamı her şey demek.
    Ama biriyle bütünleştiğinde bir insanın sahip olabileceği en güzel şey, anlamına da gelir.
    Ötesini yazmama gerek yok sanırım?
    Ümit abimi de ihmal ettim, çok pis bir şekilde dövecek beni, hem de ciddi ciddi.
    Neyse, bu kadar ailemden bahsettikten sonra, moralimi bozmak istemiyorum.
    Sevgi ve saygı ile kal cho.

    [​IMG]

    Günümüzün şarkısı; Sezen Aksu >> Sarı Odalar.
    Ben senin hayatından gittim oğlum, hadi yerime koy birini koyabilirsen.
    Ben senin hayatından gittim oğlum, hadi dur o sarı odalarda durabilirsen.
    Ben sen sen diye bittim oğlum, hadi bakalım unut unutabilirsen.
    Ben seni yudum yudum içtim oğlum, hadi ol eskisi gibi olabilirsen.
    -alırımbaşımıgiderimefelergibihey.-
    24.10.2012 Çarşamba.
    09:14
     
  4. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    Bekliyoruz böyle.
    Elimizden gider mi, gitmez mi, hiç düşünmeden.
    Her şeyi birbirimizden beklerken, nasıl düzeltebiliriz olanları?
    Belki de ben çok fazla takıyorum bu meseleyi.
    Belki de böyle olmalıyız ve düzelmemeliyiz. Bize düzelmek yaramıyor.
    Kabul etmek gerekir ki, beceremiyoruz bazı şeyleri.
    Mesela konuşamıyoruz.
    Seninle düşünce yapılarımız tamamen zıt.
    Sen siyaha bakarsın, ben beyaza. Sen gündüzsündür, ben gece.
    Öyle ki sen baktığın yer kadar, benim baktığım yere de bakmak istiyorsun.
    Ama hayat çift yönü asla kabul etmez. Her zaman bir yörünge de ilerlemeni ister.
    Değiştirdiğin anda, elinde kimi bulursa, onu alır.

    [​IMG]

    İlerlemek isterken, sürekli geri adımlara maruz kalıyorum.
    Keşke yaşantımızda da bazı işaretler olsa.
    Ve biz onları takip ederek, hep doğru insanları alsak hayatımıza.
    Ne zaman emin olsam bir yoldan, tuzaklara takılıyorum.
    Hâlbuki onlar bildiğim yollar, bildiğim hayatlar, bildiğim adımlar.
    Ama hep yanılarak, geri basıyorum. Artık güvenemiyorum yollara.
    Sonra oturup düşünüyorum.
    Kuş olsam uçardım bir yöne, bakardım yollara.
    Ne olduğunu, ne olacağını, beni nelerin beklediğini görürdüm.
    Ama o zaman bile uçmak için seçtiğim yönde bir dala takılıp, yine düşerdim yola.

    [​IMG]

    Lise yıllarımda yaşadıklarım çok özeldi.
    Arkadaşlıklar, dostluklar, sevgi, saygı, hoşgörü. Hepsi hemen hemen bir bütündü.
    Masum çağımızdı, mutluyduk, huzurluyduk.
    Sonra büyüdük, duygulara yenileri eklendi. Nefret, acı, keder, hüzün, ihanet.
    Ben en büyük ihaneti en yakınımdan gördüm.
    Lisede en çok değer verdiğim ve belki de asla ihtimalini veremedim bir kişiden.
    Hala geceleri rüyamda, onun bana yaşattıkları görerek uyanıyorum.
    Kin beslemek gibi bir huyum yok.
    Ben birinden zarar gördüğümde, yalnızca kendime kızarım çünkü.
    Aslında unutup, daha doğrusu uyuşup hayatıma devam etmeye çalışıyorum.
    Ama kahretsin ki, hala onu hatırlatan bir çok şey var hayatımda.
    Gördükçe diyorum ki, ben o günü asla unutmayacağım.

    [​IMG]

    Gelelim en ciddi konularımızdan biri olan huzura.
    Ben hep, huzurlu ve mutlu bir hayatım olsun istedim.
    Ama her ikisi de benden fazlasıyla uzaklaştı.
    Ben onlara karşı hissettiğim platonik bir aşk sonrası böyle hüzne büründüm.
    Onların beni de fark etmesini öyle çok bekledim ki.
    Mutlu olduğum zamanlarda bile içimde bir huzursuzluk beliriyor.
    Çünkü ben mutsuz ve huzursuz hayata alışmış biriyim.
    Bir kaç kez, ikisini bir arada yakaladım, ama bunlar umduğundan kısa sürdü.
    Huzur ve mutluluktan kastım, aşk, sevgili falan değil.
    Ailemle kusursuz yaşamak isteyişim.
    Ve elbette dostlarımla da.

    [​IMG]

    İnsanlarla konuştuğum zaman, genelde onları önemsemem.
    Karşımdaki insanı önemsemem için, muhakkak geçerli bir sebebim olmalı.
    Ama insanlar sabırsız, aceleci.
    Hayatıma bir anda dalıp, bir anda yükseklere oturmak istiyorlar.
    Ama ben buna asla müsade etmem.
    Bir insan benim hayatımda bir anda önemli olamaz.
    Beni anladığına, değer verdiğine ve hatta gerçekten sevdiğine inanmadığım bir kişi,
    benim yakınım olamaz.
    Sadece onun hissetmesi yetmez, benim de istemem gerek.
    Bu yüzden en yakın dostlarımı, ince eleyip, sık dokuyorum.
    Aralarına karışmış bir kaç kişi var, onları da yakın zamanda temizleyeceğim.

    [​IMG]

    Bu meseleyi aslında sürekli sana yazıyorum.
    Ben tam anlamıyla asla mutlu olamıyorum. Hep bir şeyler eksik, yarım.
    İnancım olmalı aslında mutluluğa dair, ama ne yalan söyleyeyim,
    böyle bir ışık görmüyorum.
    Seni ihmal ettiğimi biliyorum, yazamıyorum sana.
    Aslında çoğu zaman bir şeyler karalamaya heveslensem de, vakit bulamıyorum.
    Ama sana bir kardeş geldi, evde de günlük tutmaya başladım.
    Artık hanginize zaman bulursam, ona yazarım.
    Eğer bir şeyler yazamazsam, büyük olasılıkla deliririm.
    Hadi hoşça kal Cho.

    [​IMG]

    Günümüzün şarkısı; Cem Adrian >> Mutlu Yıllar.
    Mutlu yıllar, mutlu yıllar sevgilim. Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar.
    Çok yalnızlar, ellerinde yıldızlar. Bekliyorlar, bizim için bir şarkı çal.
    Mutlu yıllar, mutlu yıllar sevgilim. Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar.
    Çok yalnızlar, kalplerinde umutlar. Bekliyorlar, bizim için bir şarkı çal.
    Sessizliğin içindeyim, çok karanlık bi yerdeyim.
    Uzat bana ellerini, korkuyorum, derindeyim.
    Nefesim biter, sesim yetmez, çıkmaz sana yollar.
    Güneş doğar güneş batar, kayıp bize yıllar.
    Şarkı susarsa, bir gün yine başlar.
    Kim bilir bir gün güneş yine bizim için doğar.
    -şarkısusarsabirgünyinebaşlar.-
    08.12.2012 Cumartesi.
    11:16.
     
  5. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    Halil Sezai'nin bir şarkısı vardı, Sonbahar.
    Şöyle de güzel bir cümlesi:
    "Nerden bulur bu insanlar, ben mutsuzken, gülünecek şeyleri?"
    Ben acı çekiyorum, ben mutsuzum, ben hüzünlüyüm.
    Ben benim işte, daha ne olsun? Ama insanlar size hayat güzel diyor.
    Gökyüzü varmış, kuşlar uçarmış, mutluluk içimizdeymiş. Peeh.
    Birisi de gelip, kalbini unut, duyma. Aklınla ilerle demiyor.
    Bizi kalbimiz yönlendiriyor,
    o yüzden adımlarımız hep düşebileceğimiz yerlere doğru gidiyor.

    [​IMG]

    İnsanlardan darbe alarak farkına varıyoruz bazı şeylerin.
    Hatta çoğu zaman en yakınımızdan.
    Düştüğümüzde tutunmak istediğimiz dallar her daim sağlam olmuyor.
    Bazen tam aksine, düştüğümüz yerden daha şiddetli yuvarlanırken buluyoruz kendimizi.
    Çok fazla kişiyi hayatına sokmayı istiyorsan,
    elinde kalacak olan çürük dalları kabulleniyorsun demektir.
    Etrafa öylesine bakma, etrafta olanları gör. Öyle ki, öz aile bireyleri bile birbirine güvenmiyor.
    Senin ilerlemeni isteyen kişiler olabilir.
    Önemli olan senin ilerlemeni istemeleri değil, seni nereye yürütmek istedikleridir.
    Düşmek kısa bir an, toparlanmaya zaman biçilemez.

    [​IMG]

    Hayatımızı sürdürebilmek için, bir çok şeyden vazgeçmemiz gerekiyor.
    Hayatın kuralı bu. Büyük balık, küçük balık hikayesi.
    Aslında ben, kırmadan, incitmeden ve elbette zarar vermeden ilerlemek istiyordum.
    Bu mümkün olmayınca, kararsız kaldım.
    O halde yerimde sayayım, ilerlemesem de olur, dedim.
    Mutsuz oluyordum ama, pişman olmuyordum.
    Sonra, küçük balık ben oldum. Ve hiç kimse benim kadar ince olmadı.
    Hangi bedeli ödemem gerekiyorsa, ödetmeye çalıştılar.
    Canım acıdı. Nefesi hiç bu kadar zor almamıştım.

    [​IMG]

    Kaç yüzlüsünüz bilmiyorum.
    Ya da ben hangi yüzünüzü görmek istiyorum.
    Bu kadar basit ve kolay yalan söylebilmeyi, neye borçlusunuz?
    Gözümün içine baka baka yalan söyleyen insanlar var.
    Dikkat ediyorum da, ne kadar rahatlar.
    Normal konuşmalardan daha samimi bir hâle bürünüyorlar.
    Hatta inanmanız için yapabileceklerine inanamazsınız.
    Ama ben bu konuda gerçekten şanslıyım. Netice de yalanlara üzüleceğim için, hayat saklamıyor.
    Zirâ bana söylenen yalanlar, bir süre sonra ortaya çıkıyor.
    Bazen düşünüyorum, keşke insanların yalan söylediklerini bilmeseydim, anlamasaydım.
    Buna bağlı günün sözü:
    "Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar iyi tanımak istemiyorum."

    [​IMG]

    Başka bir konuya değinmek istiyorum bugün.
    Ben aşık ve birbirini seven kişilere saygımı her daim duyarım.
    Bozulmasınlar ve hep böyle kalsınlar. Buraya kadar tamam.
    Ama arkadaşım, insanların gözüne sokmaya çalıştığın şey nedir?
    Tamam anladık, mutlusunuz, seviyorsunuz. Eee, bize ne?
    Aşk dediğimiz özel yaşanan bir şey değil miydi?
    Bu kadar mı değişti zaman?
    Görüyorum bazı kişileri, bütün yaşadıklarını yazıyorlar.
    Bugün balık yemişler, ama salata güzel değilmiş.
    Sabah hava açıkmış ama, öğleden sonra ıslanmışlar.
    Özel günlerini heralde ben daha iyi biliyordum. Ee o kadar gözümüze soktular.
    Aşktan tiksindim resmen Cho.

    [​IMG]

    Kendi yazdığıma gülümsemiş bulundum.
    Gerçekten mutluydum ama içimde kelebekler yerine hep öküzler vardı.
    Biraz kaba tabir olsa da, bence gayeet iyi anlaşıldım.
    Ben zaten sürekli çekerim böyle kişileri. Netice de zıt kutuplar, hep birbirlerini çekerler.
    Bu ara aklım biraz karışık Cho.
    Zaten sana gelip yazıyorsam, muhakkak karışık olduğum içindir.
    Ne hissettiğimi ya da ne yaşamak istediğimi bilmiyorum.
    Yanlış karar vermekten çok korkuyorum.
    Bana şans dile Cho, buna çok ihtiyacım olacak.
    Hoşça kal.

    [​IMG]

    Günümüzün şarkısı; Emre Aydın >> Belki Bir Gün Özlersin.
    Belki bir gün özlersin.
    Başka adamlarla, başka şehirlerde, yürürken.
    Okuduğun ilk roman, sevdiğin ilk adam, yasal acılarından, hatta yalnızlıktan.
    Belki dolar gözlerin.
    Başka adamlara, başka şehirlerde belli etmezsin.
    Belki bir gün özlersin.
    Sil gözünün yalnızlıklarını, o an fısılda duvarlara adımı.
    -belkibigünözlersin.-
    19.12.2012 Çarşamba.
    13:30.
     
  6. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    Merhaba Cho, uzun zaman oldu.
    Sana anlatacak bir çok şey birikti içimde.
    Hayat en baştan çok güzel, çekici ve cömerttir.
    Bu yüzden çocukluk masumluk üzerine kurulu bir düzendir.
    O dönem yaşayabildiğimiz kadar güzel yaşar ve yapabildiğimiz kadar hata yaparız.
    Hatalarımızı en fazla dakikalar, hatta saniyeler içinde unutup,
    yeni bir deliliğe doğru yola çıkarız.
    Görenler, "o daha çocuk" der, bize kızmazlar ve bizde yaptığımızı benimseyip
    doğru olduğunu düşünürüz.
    Çocukken doğru ve yanlışı ayırt edemeyiz, olanları anlayamayız.
    Bu yüzden masumluk çağı olarak bakıyoruz ya.
    Ama büyüdüğümüzde anlamak istemeyiz.
    Bu da ikiyüzlülük kelimesinin tam karşılığıdır.
    İki yüzlü değilseniz, hayattan iğrenmeye başlarsınız.
    Ve asıl doğum o an gerçekleşir.
    #gerçekdünyayahoşgeldin#

    [​IMG]

    Her insan zaman zaman hayatına sıfırdan başlamak ister.
    En baştan, yeniden, mutlu anlarına geri dönmek ister.
    Bu ne denli mümkün olabilir ki?
    İnsan acısını nasıl unutur, nasıl hataları görmezden gelip, başa dönüp,
    yeniden aynı hatalarla üzülmeyi göze alır?
    Eğer bu başarılı bir cümle olsaydı, bütün insanlar başa dönüp mutlu olurlardı.
    Öyle ya; + Bugün canım çok acıdı.
    - Olsun yarın sıfırdan başlar, unutursun.
    Evet, bir de böyleleri var di mi?
    İlgileniyormuş gibi davranan kişiler.
    Aslında umrunda bile değilsinizdir, hatta sizin derdinizi dinlememek için,
    içinden etmediği kadar dua bile ediyordur.
    Ama biz bunu görsek bile, o an sadece anlatmak isteriz.
    Sonuç mu? Hayat asla sıfırdan başlamaz.

    [​IMG]

    Hiç bir zaman kurulu bir düzenin dışına çıkamayan varlıklarız biz.
    Toplum baskısı, aile baskısı, ihtiyaçlarımız.
    Hepsi birlik olmuş durumda.
    Yemek yemek zorundayız, su içmek zorundayız.
    Çalışmak ve bir şeyler yapmak zorundayız.
    Hayat senin boş boş yaşamana bile izin vermez.
    Muhakkak bir şeylerin seni rahatsız etmesini sağlar.
    Merak ediyorum gerçekten, hayattan ne anlıyorsunuz?
    Evlenmek, çocuk sahibi olmak, çalışmak, kazanmak.
    Bu mudur?
    Şu an dünyanın en zengin adamı bile hala çalışıyorsa, bu işte bi terslik var demektir.
    Bu düzen -.-tan bir düzen ve sen asla kırmızı çizgiyi kaybedemezsin.

    [​IMG]

    Hiç kimse, ikinci bir şansı hak etmez, önce burada bi anlaşalım.
    İnsan birini kaybetmek istemezse, etmez.
    Bu kadar kısa, öz ve basittir.
    Eğer sizin onu yeniden hayatınıza sokacağınıza eminse, her şeyi yapar.
    Siz aslında ikinci şansı asla ona vermezsiniz.
    En çok o şansı kendinize verip, yeniden onu sevmeyi denersiniz.
    Ya da ona güvenmeyi.
    Bu genelde başarılı olmaz.
    Çünkü bir kez hata yapan kişi, hala hayatınızda ise, ikinci darbe yakındır.

    [​IMG]

    Kendinizi ne kadar kandırabilirsiniz?
    Ya da şöyle sorayım;
    kendinizi kandırma kategorisinde ne kadar ileri gidebilirsiniz?
    Gözümüzün önünde milyonlarca şey olur, ama biz sadece bakarız, görmeyiz.
    İnsanları affetmek için bulduğunuz bahaneleri bir düşünün.
    Hepsi çok saçma değil mi?
    Başkasının başına gelse, ona rahatlıkla affetme dersiniz.
    Ama iş size geldiği zaman, karşınızdaki bir meleğe dönüşür.
    Masumdur ve siz yanlış anlamışsınızdır.
    Bir anlık öfkeyle her şeyi söyler, tüketirsiniz.
    Ama işin sonunda, öyle bir hale gelirsiniz ki, siz ondan af diliyor olursunuz.
    İnandığınız için mi? Hayır.
    Sadece mutlu olabilmek için, inanmaya mecbursunuzdur.

    [​IMG]

    Müzik ruhun gıdasıdır ya hani, kalbin de düşmanıdır.
    Bazen siz cümle bulamazsınız, konuşamazsınız.
    Radyo açılır, bir müzik çalar.
    "Acıyor, acıyor, acıyor her yolu denedim bitmiyor. Kalbimin ortasına bıraktın aşkını, batıyor."
    Dayanamazsınız dinlemeye, ya ağlarsınız, ya değiştirirsiniz kanalı.
    Ama öyle ki, dilinize dolanır, kısa bir süreliğine dinlediğiniz o şarkı.
    Çünkü işlemiştir içinize, söylemeye başlarsınız.
    "Beni anlatıyor sanki, işte bu benim şarkım" dersiniz.
    Sonra da birisi karşınıza çıkıp, gülmenizi ister.
    Çünkü onun değil, sizin kalbiniz paramparçadır.

    [​IMG]

    Günümüzün şarkısı; Zerrin Özer >> O Yaz.
    Bense hanımeli kadar beyaz, çalmıştınız kalbimi bilmeden biraz.
    -vedaedipayrıldıkbiterkenoyaz.-
    14.03.2013 Perşembe.
    14:06.
     
  7. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    demiş, Cemal Süreya.

    Bir yerlerden seni yakalamak istedim Cho,
    bi hayli zaman oldu görüşmeyeli.


    [​IMG]
    Sana yazacaklarımın biriktiğinden bile emin değilim.
    Sana yazmayı özledim mi? Hayır.
    Gördüğün gibi huysuz kimliğimle baş başayım bugün.
    Şu sağdan sağdan gelen insan sesleri üstüme üstüme geliyor yine.
    Duyduğum müzik seslerine bile kulak tıkıyorum. Bu nasıl bir zevktir?
    Orada bi yerlerde müzik ölmüş olmalı.
    Yine geçmiyor bugün zaman.
    Her zaman ki gibi, akrep ile yelkovan küsmüş olmalı.

    [​IMG]
    Merak ediyorum, nasıl bir yıl geçiyorsunuz?
    Sizinde canınızdan can gitti mi?
    İçinizden bir parça alınmış gibi, bir boşluk hissettiniz mi?
    Nefesinizin içinizden çıkamadığını gördünüz mü?
    Veyahut, nefes aldığınız için şükrettiniz mi? Ben edemedim.

    [​IMG]
    Kime göre yaşamam gerektiğini anlayamıyorum?
    Kendime göre mi? I-ıh, bu hiçte mümkün olmuyor.
    Peki neden mümkün değil, ben bunu anlamıyorum?
    Yirmi üç denilen bir yaşa gelmişim, kendi ayaklarımın üstünde duruyorum.
    Ama ben neden hala evde beş yaşındaki bir çocuk gibi, aynı sözlerle tembihlenen ve
    aynı tarz tartışmalarla yaşamak zorunda bırakılan bir bireyim bunu gerçekten algılayamıyorum.


    [​IMG]
    Uyku problemim tüm hızıyla devam ediyor.
    Bir kaç saat uyuduktan sonra bağdaş kurup sabahlamak
    artık hobilerim arasında ilk onu zorluyor.
    Bir de karikatürlere sardım yine.
    En son böyle, lisede çok samimiydik kendileriyle. ^.^


    [​IMG]
    Nelerden bahsetmemi tercih ederdin bilmiyorum ama,
    vaziyetler aynen böyle.
    Farklı bir şeyler arama, zirâ bende aramıyorum artık.
    Bana doğru gelen bir çok güzellik var, ama bunlardan şuan bahsetmeyeceğim.
    Bu sıkıntıları anlattıktan sonra hevesim kaçtı.
    Kendine nasıl bakarsın bilmem, ama buralarda ol.
    Sana ihtiyacım olabilir..
    Kendi bencilliğimden öptüm, gidiyorum.

    [​IMG]
    Günümüzün Şarkısı; Şebnem Ferah >> Hoşça kal.
    Bu garip bir veda olacak, çünkü aslında hep içimdesin.
    Ne kadar uzağa gitsem de, gittiğim her yerde benimlesin.
    -hoşçakal.-

    25.06.2015 Perşembe
    16:23
     
  8. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]

    demiş Beş Kardeş dizisinin mütevazi karakteri Turgut.
    Gerçi ben Nazım'cıyım ama olsun, kardeş sonuçta, ayırmayalım.



    [​IMG]
    Sinir bozucu ve sıkıcı bir günden daha merhaba canım.
    Bugün yine her zaman ki nemrutluğuyla beni karşılayan güneşe selam olsun.
    Sevmiyorum arkadaş yaz aylarını, bilakis nefretle bekliyorum hep gelişini.
    Sıcak neden sevilir ki diyorum?
    Sonra beyaz tenli oluşuma katlanamıyorum.
    Uzaktan ne kadar güzel halbuki.


    [​IMG]
    Bazen, kelimelere sığdırmayı beceremediğim hislerimle yalnız kalıyorum.
    Tarif edilemiyor.
    Ne mutluyum, ne mutsuz.
    Ama bir köşeye tam yaslansam, tamam diyeceğim mutluyum,
    ya da sağlam mutsuzum deyip geçeceğim bir kenara.
    Olmuyor arkadaş diyeceğim, ben bu dünyaya böyle geldim, gideceğim.
    Ama yerinde duramıyor ki insanoğlu.
    Kâh gül, kâh ağla.
    Duygularımla oynuyorsun hayat, kafan gözün pek oynak.


    [​IMG]
    Kim etmez ki?
    Kim bu dünyaya sevilmemeye gelmiş olabilir ki?
    Kim sevmeyin beni, yalnızlıktan gebereyim diyebilir ki?
    Veya bırakın bu evde çürüyeyim gibi cümleler kurabilir ki?
    Kurulur, ama yaşamın bir kısmını tükettikten sonra.
    Artık UMUT kelimesi anlamını yitirdiği zaman, umutsuzluk başlar insan için.
    Yalnızlık başlar, hissizlik belki.
    Ne bileyim belki de delilik halleri başlar.
    Kimse dünyaya deli gelmiyor Cho.
    En azından benim tanıdıklarım sonradan kafa yapılarıyla uğraşmaya başladı.

    [​IMG]
    Yalnız değilsin.
    Hiç birimiz yalnız değiliz.
    Tüm yalnızlar, yalnızların arkasındadırlar aslında.
    Bugün de şarkılar yalnızlar için çalsın.
    Bir şarkı vardı, neydi o?
    Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar,
    yeryüzünde sizin kadar yalnızım.. ^.^
    Hadi günün şarkısı da bu olsun bari.
    Öptüm göz yüzünden.
    Hoşça kal.
    26.06.2015 Cuma.
    20:09
     
  9. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]
    Anılar, hayaller, hayatlar.
    Sevilenler ve ne yapsa da bir türlü sevilemeyenler.
    Baharda açıp, kışları unutulanlar.
    Hepinize candan bir merhaba.
    Bugün de bize ayrılan sürenin sonuna hala gelemedik.
    Neden? Çünkü çalışıyoruz!
    Neden? Çünkü yapacak daha güzel bir planımız yok!
    Neden? Çünkü yalanlar söyleyerek işten izin almamızı gerektirecek
    değerli insanlar ortada yok!
    Kısacası, sen, ben, o. Az biraz yalnızız galiba.


    [​IMG]
    Kurtulamaz belki de?
    Mesela Sezai Karakoç, Mona Roza şiirini yazdığında
    daha mı mutlu olmuş?
    Sevdiği kadını mı kazanmış? Hayır.
    Ya da Göksel, acı çekerek yazdığı Acıyor şarkısını
    besteledikten sonra, acısını mı unutmuş?
    Peki gerçek hikayelerden uyarlanan korku filmleri, korkuları mı unutturdu?
    Hayır.
    Gördüğünüz gibi içinizdekileri dünya da bilse, önemli değil.
    Acı acıdır, aşk aşktır.
    Sizden giden bir hüzün tablosu olmuyor maalesef.
    Bu yüzden kimseye anlat rahatlarsın yalanını söylemeyin.
    Komik duruyor.


    [​IMG]
    Aslına bakarsan ben bile sana böyle üst üste yazacağımı tahmin etmiyordum.
    İçimden geldi sanırım, o kadar aradan sonra,
    bir şeyler karalayıp, sana selam vermek.
    İnternet alemi artık buralardan değil, bir çok sosyal paylaşım sitesinden oluşuyor zirâ.
    Her neyse, iyi düşün, iyi ol.
    Selam ver, selam al.
    Mutlu kal.
    Sevilmemiz dileğiyle.


    [​IMG]
    Az kalsın unutuyordum,
    Günün Şarkısı Sezen Aksu'dan gelsin, Sarı Odalar.
    27.06.2015 CUMARTESİ.
    19:08
     
  10. Ein

    Ein <font face="Tahoma"><font color="darkslategray">No

    Katılım:
    16 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,680

    [​IMG]
    "Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
    Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
    SAÇLAR BAĞ, GÖZLER SİLAH, GÜLÜŞ, KURŞUN OLAMAZ MI?" -Victor Hugo.



    [​IMG]
    "Seni saklayacağım, seni yazıp / andıkça,
    kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum." Özdemir Asaf.
    Kim bilir neler yaşadı, kalbi, kalemi büyük yüreğiniz.
    Kim bilir ki neler gördü gözleriniz, ne acılar, ne hasretler, ne aşklar.
    Mutlu olmayan insanların kaderi midir acaba bıraktığı eserlerin ölümsüzlüğü?
    Kim unutabilir ki sizleri?
    Hadi siz bilindiniz, ölümsüz sayılırsınız.
    Peki ya bilinmeyenler?
    Bir köşede yazdıklarını kimseye ulaştırmayanlar?
    Kim bilir neler kayboldu tarihin sayfalarında.
    Kim bilir ne müthiş insanlar yok oldu hayallerine ulaşamadan?


    [​IMG][​IMG]
    Muzaffer Tayyip Uslu'yu Kıvanç Tatlıtuğ canlandırmasa idi
    Kelebeğin Rüyası'nda, hangi genç kız tarihte böyle bir adamın
    olduğunu bilecekti mesela?
    Ya mısralarını?
    "Diyecekler ki arkamdan ben öldükten sonra,
    O, yalnız şiir yazardı. Ve yağmurlu gecelerde,
    Elleri cebinde gezerdi.
    Yazık diyecek, hatıra defterimi okuyan.
    Ne talihsiz adammış, imanı gevremiş parasızlıktan." Muzaffer Tayyip Uslu.
    İnsan okuduğu yazarın duygularını ne kadar anlayabilir sizce?
    Bence sadece yazarın izin verdiği kadar.
    Tüm hayallerinin peşinden koşan yazarlara sevgilerle.


    [​IMG]
    Bazen düşünüyorum da bende herkes gibi sana,
    gittiğim geldiğim yerleri anlatabilirdim.
    Yediklerimi, içtiklerimi, konuştukları, belki işimi.
    Ya da ne bileyim otobüs kavgalarını.
    -Ki o kadar da küçük olmuyor o kavgalar. Baya bildiğin dizi konusu halindeler.
    Ama bu seni fazla basit bir günlük haline getirirdi.
    Veyahut hayatı sadece somut olarak anlatmak olurdu.
    Çünkü aslında kimin ne hissedip, ne yaşadığını bilmiyoruz.
    Bazen çok neşeli bir insan, başka hallere de girebiliyor kimi zaman.
    İlginçtir.


    [​IMG]
    Şaşkınlıklar içinde sana yazmaya devam ediyorum.
    Sanıyorum ki depresyon halim, bir süre daha devam edecek.
    İdare etmen ümidiyle.
    Günümüzün Şarkısı; Müzeyyen Senar >> Bir İhtimal Daha Var.
    Güzel kal.
    28.06.2015 Pazar.
    15:27.
     

Bu Sayfayı Paylaş