Hadis El Kitabi

'İslam ve Din Bölümü' forumunda - Łєоиα. tarafından 12 Eylül 2012 tarihinde açılan konu

  1. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    YARDIM, MESULİYET, GÖREV, VAKIF...

    380. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, müslüman kardeşinin namusunu ve şahsiyetini korursa, Allah onun yüzünü kıyamet gününde cehennem ateşinden uzak tutar."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    381. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimsenin yanında bir mümin alçaltılıp da, ona yardım etmeye gücü yetiyorken yardım etmezse, Allah onu, kıyamet gününde, tüm yaratıkların huzurunda alçaltır."
    Sehl radıyallahu anh. Ahmed.

    382. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Haksız kayırıcılık nedir?"
    Şöyle buyurdu:
    "Zulüm işlemesinde toplumuna yardım etmendir."
    Vâsile radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    383. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "islâm geldikten sonra, eski dönemde, arap kabileleri arasında, başkalarına baskı yapmak amacıyla yapılan dayanışma sözleşmesi yoktur.
    Ancak islâm, eski dönemde, ezilenlere yardım amacıyla yapılan sözleşmeleri kuvvetlendirmiştir."
    Cübeyr radıyallahu anh. Müslim.

    384. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir.
    Kim bir müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da, onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir.
    Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    385. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminin, mümin üzerinde altı hakkı vardır:
    Karşılaşınca selâm verir.
    Aksırınca "yerhamükellah" der.
    Davet ederse davetine gider.
    Hasta olursa ziyaret eder.
    Ölürse cenazesinde bulunur.
    Yakında da olsa, uzakta da olsa onun iyiliğini ister."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    386. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, insanların ihtiyaçlarını gidermek için bir kısım insanlar yaratmıştır ki, insanlar ihtiyaç duyunca onlara koşarlar. işte onlar, Allahın azabından güvende olanlardır."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    387. Ömer radıyallahu anh, Hayberde bir tarla elde etti. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Hayberde bir yer edindim ki, bugüne kadar onun gibi kıymetli bir yer elde etmemiştim. Onu ne yapmamı emredersin?"
    Şöyle buyurdu:
    "istersen onu tut ve istersen vakfet."
    Bunun üzerine, Ömer onu şu şartlarla vakfetti:
    "Onun aslı satılmayacak, bağışlanmayacak, kimse ona mirasçı olamayacak, geliri sadece fakirlerin ve yakın akrabaların olacak. Ayrıca, köle azat edilmesi için, Allah yolunda savaşanlar için ve yolda kalanlar için de sarfedilecektir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    388. Ebû Talha bahçesinde namaz kılıyordu. Dübsi denilen bir kuş bahçeden dışarı çıkmak için uçtu, çıkacak yer aramaya başladı, fakat bulamadı.
    Bu, Ebû Talhanın hoşuna gitti ve bir an gözleriyle onu izledi. Sonra namazına döndü, fakat kaç rekat kıldığını bilemedi.
    Bunun üzerine, bu malım fitneye sebep oldu, diye düşünerek Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme varıp, namazda başına gelen durumu anlattı:
    "Ey Allahın Resûlü! Bu malım vakıftır, istediğin gibi kullanır, istediğin yere verebilirsin," dedi.
    Abdullah radıyallahu anh. Mâlik.
     
  2. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    AHLAK, HAYA, MERHAMET, SEVGİ...

    389. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Mâlik.

    390. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    391. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah teâlâ, çirkin konuşan ve ne konuştuğunu bilmeyenlerden nefret eder."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

    392. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.
    En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    393. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haya îmandandır, îman ise cennettedir. Utanmazlık cefadandır, cefa ise cehennemdedir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    394. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haya ve gerekeni konuşmak îmanın, açık saçık ve lüzumsuz konuşmak ise münafıklığın kısımlarındandır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    395. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Geçmiş peygamberlerin, sonraki insanlara ulaşan sözlerinden birisi de şudur:
    "Utanmadıktan sonra ne istersen yap!"
    Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    396. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtüsü içindeki bakire kızdan daha fazla haya sahibiydi.
    Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman, biz onu yüzünden anlardık.
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    397. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin."
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    398. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, torunu Hasanı öptü.
    O sırada bir adam:
    "Benim on çocuğum var, daha bugüne kadar hiçbirini öpmedim," dedi.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona baktı ve sonra şöyle buyurdu:
    "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    399. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip dedi ki:
    "Siz çocuklarınızı öpüyorsunuz, biz öpmeyiz."
    Şöyle buyurdu:
    "Allah sizin kalbinizden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim ki?"
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    400. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, mahlukatı yaratınca, Arş üstünde bulunan kitabına şunu yazdı:
    "Merhametim öfkemi geçmiştir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    401. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın yüz merhameti vardır. Bir tanesini yeryüzüne indirmiştir ki, cinler, insanlar, hayvanlar ve zararlı sürüngenler aralarında onun sayesinde birbirlerine acıyıp merhamet ederler. Yabanî hayvanlar, onunla yavrularına şefkat gösterirler.
    Geride kalan doksandokuz merhametini kıyamet gününe ertelemiştir ki, âhirette kullarına onunla davranacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    402. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme esirler getirildi. Aralarında memeleri sütle dolmuş bir de kadın vardı, esirler arasında bulduğu bir çocuğu kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya emzirmeye başladı.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
    "Ne dersiniz, bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı?"
    "Hayır, vallahi atmaz!" dediler.
    "Allahın kullarına olan şefkati, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çoktur."
    Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    403. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Günahkâr bir kadın, sıcak bir günde, dilini dışarı çıkarmış susuzluktan soluyan bir köpek gördü. Hemen ayakkabısını çıkararak kuyudan su çekti, ona içirdi.
    Bu sebeple Allah onu bağışladı."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    404. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kadın, kedi yüzünden cehenneme girdi. Kediyi eve hapsetmiş, yiyecek bir şey vermemiş, üstelik gidip yiyecek araması için onu serbest de bırakmamıştı."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    405. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminler, birbirlerini sevmekte, merhamet etmekte, şefkat göstermekte tek vücut gibidirler. O vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da acı çekip uykusuz kalır."
    Nûman radıyallahu anh. Buhârî.

    406. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, müslüman kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine bildirsin."
    Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    407. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o, bir gün nefret ettiğin kişi olabilir.
    Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et! Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    408. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yumuşaklık, bulunduğu şeyi süsler, bulunmadığı şeyi ise çirkinleştirir."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    409. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Beni, Allahın bana verdiği mevkiden daha yukarı çıkartmanızı istemiyorum. Ben, Abdullahın oğlu Muhammedim. Allahın kulu ve elçisiyim."
    Enes radıyallahu anh. Rezîn.

    410. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde Allah teâlâ şöyle buyuracak:
    "Celâlim hakkı için, birbirlerini sevenler nerede? Bugün onları, gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu anda, gölgemde gölgelendireceğim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    411. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyurdu:
    "Benim rızam için birbirlerini sevenlere, birbirlerini ziyaret edenlere ve birbirlerine ikram edenlere muhabbetim vacip olmuştur."
    Ebû idris radıyallahu anh. Mâlik.

    412. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Amellerin en üstünü, Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    413. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın kullarından birtakım insanlar vardır ki, ne peygamberdirler ve ne de şehîddirler. Lâkin Allah katındaki mevkilerinden dolayı, onlara, hem peygamberler, hem de şehîdler gıpta edeceklerdir.
    Onlar, akraba olmadıkları ve maddi yönden hiçbir çıkarları da bulunmadığı hâlde, birbirlerini yalnız Allah için sevenlerdir.
    Vallahi, onların yüzleri nurdur, şüphesiz onlar nur üzere olacaklardır. insanlar korktukları zaman onlar korkmayacak, üzüldükleri zaman onlar üzülmeyeceklerdir."
    Sonra şu âyeti okudu: "Haberiniz olsun. Allahın velîleri var ya, onlar için ne korku vardır ve ne de mahzun olacaklardır."
    Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
     
  3. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    ÖFKE, KİBİR, HASET, KORKAKLIK, ZAN...

    414. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateşi söndüren de sudur. Onun için, biriniz öfkelenince hemen abdest alsın!"
    Ebû Vail radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    415. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz ayaktayken öfkelenirse, hemen otursun. Öfkesi giderse iyi, gitmezse hemen yatsın."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    416. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, öfkesinin gereğini yerine getirmeye gücü yettiği hâlde, kendini firenlerse, Allah onu, kıyamet gününde, yaratıkların huzurunda çağırır ve hurilerden dilediğini almakta serbest bırakır."
    Sehl radıyallahu anh. Tirmizî.

    417. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Siz kime pehlivan dersiniz?"
    "Yenilmeyen kişiye."
    "Hayır, asıl pehlivan, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimsedir," buyurdu.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    418. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "içinizde kimi müflis sayarsınız?"
    "Malı kalmayan kimseyi."
    "Hayır, asıl müflis, kıyamet gününde, ona sövmüş, buna zulmetmiş, berikinin malını almış olarak gelen kimsedir. Orada ne dinar vardır, ne de dirhem. Sevapları alınıp o kimselere verilir. Yetmez, bu defa onların günahları sırtına yüklenir. işte müflis odur.
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.

    419. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Öğretin, kolaylaştırın ve güçleştirmeyin! Biriniz kızdığı zaman, sussun!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ahmed.

    420. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    421. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlarda bulunan huyların en kötüsü, tutkulu bir cimrilik ve şiddetli bir korkaklıktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    422. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Size, sizden önceki milletlerin hastalığı olan haset ve kin bulaşmış. Bunlar kazıyıcıdır. Ancak, ben saç kazımayı kastetmiyorum. Onlar din kazıyıcısıdır.
    Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, îman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam îman etmiş sayılmazsınız.
    Birbirinizi sevmenizi sağlayacak bir şeyi size göstereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın!"
    Zübeyr radıyallahu anh. Tirmizî.

    423. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Zandan uzak durun! Çünkü zan, sözün en yalanıdır.
    Başkalarının gizli konuştuklarını yaymayın!
    Birbirlerinizin ayıplarını araştırmayın!
    Gereksiz yere rekabete girmeyin!
    Birbirinizi kıskanmayın!
    Birbirinize kin tutmayın!
    Birbirinize sırt çevirmeyin!
    Ey Allahın kulları, Allahın size emrettiği gibi kardeş olun!
    Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder, ne de onu yüzüstü bırakır. Ona hakaret de etmez."
    Sonra kalbini gösterdi:
    "Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır!
    Kişinin, müslüman kardeşini hor görmesi, kötülük bakımından kendisine yeter de artar bile.
    Müslümanın herşeyi müslümana haramdır: kanı, şerefi, malı...
    Allah, sizin ne bedenlerinize, ne biçimlerinize ve ne de amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    424. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah buyuruyor:
    izzet ve büyüklük benim elbisemdir. Bu ikisinde her kim benimle çarpışırsa, ona azap edirim."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    425. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
    "Kalbinde zerre kadar kibir, büyüklenme bulunan kimse cennete giremez!" buyurdu.
    Bir adam, "Fakat kişi, elbisesinin ve ayakkabılarının güzel olmasını ister."
    Şöyle buyurdu:
    "Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir, Hakkı inkâr edip, insanlara üstten bakmaktır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

    426. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar, ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş atalarıyla övünmekten vazgeçerler, ya da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan böcekten daha âdi bir dereceye düşerler.
    Allah teâlâ sizlerden kötü dönem kibrini temizledi. Artık kişi, ya günahtan sakınan bir mümindir, ya da azgın bir günahkâr.
    insanların tümü Ademin çocuklarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    427. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah bana, "alçakgönüllü olmanız, birbirinize karşı büyüklenmemeniz, böylece kimsenin kimseye tecavüz etmemesi," hususlarını bildirdi."
    Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
     
  4. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    HARCAMA, CİMRİ, CÖMERT, SERVET...

    428. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cömert kişi, Allaha yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır.
    Cimri olan ise, Allahtan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır.
    Allah katında, cömert bir bilgisiz câhil, cimri bir ibadet edici âbidden daha sevimlidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    429. Medineye geldim. ileri gelenlerin bulunduğu bir toplulukta otururken bir adam geldi. Cüsseli bir adamdı ve kaba elbiseler giymişti. Sert çehreliydi. insanların başlarında durup şöyle dedi:
    "Altın ve gümüş biriktirip de Allahın yolunda harcamayanlara şunu müjdele! O altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılıp vücutları şöyle dağlanacaktır:
    Memelerinin arasından sokulup omuzlarının arasından, omuzlarının arasından sokulup memelerinin üstünden çıkartılacaktır. Kendisi ayakta duramayıp sarsılacaktır."
    Onu dinleyen o topluluk başlarını eğdiler ve adama hiç cevap vermediler.
    Adam gitti, ben de ardından gittim, adam oturdu, ben de yanına oturdum. Sonra dedim ki:
    "Oradakiler senin sözlerinden hiç hoşlanmadılar. Çünkü sana hiçbir şey söylemediler."
    "Onların akılları hiçbir şeye ermez. Dostum Ebûl Kasım sallallahu aleyhi ve sellem birgün beni çağırdı. Yanına vardım. Bana dedi ki:
    "Uhudu görüyor musun?"
    Üstümdeki güneşe baktım, sandım ki beni bir iş için gönderecek. "Görüyorum," dedim.
    Şöyle buyurdu: "işte benim Uhud dağı kadar altınım olsa, hepsini Allah yolunda harcarım, kendime sadece üç dinar bırakırım."
    Şimdi bunlara bakıyorum da hiçbir şey anlamıyorlar, habire dünyalık toplayıp duruyorlar, başka bir şey düşünmüyorlar."
    Ben Ahnef dedim ki: "Neden Kureyş kardeşlerine gidip onlardan dünyalık istemiyorsun?"
    Şu cevabı verdi: "Rabbime yemin ederim ki, hayır! Onlardan ne dünyalık isterim ve ne de din hakkında onlardan bir fetva sorarım. Allah ve Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme kavuşuncaya kadar böyle yaşar giderim!"
    Ahnef radıyallahu anh. Buhârî.

    430. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resulü! Akrabalarla ilgilenmek, köle azad etmek, sadaka vermek gibi müslüman olmadan önce yapmış olduğum şeylerde acaba benim için bir sevap var mıdır?"
    Şöyle buyurdu:
    "iyiliklerin boşa gitmeyecek, onlarla birlikte müslüman oldun."
    Dedim ki: "Vallahi câhiliyede ne gibi iyilikler yaptımsa islâmda da, aynısını yaparım."
    Hakîm radıyallahu anh. Buharî.

    431. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, zâlim zenginden, câhil ihtiyardan ve büyüklük taslayan fakirden nefret eder."
    Ali radıyallahu anh. Bezzâr.

    432. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kâbenin gölgesinde otururken yanına vardım. Beni görünce şöyle dedi:
    "Kâbenin Rabbi hakkı için, onlar zarardadırlar!"
    Gelip yanına oturdum, çok geçmeden ayağa kalktım ve dedim ki:
    "Anam babam sana feda olsun, onlar kimdir, ey Allahın Resûlü?"
    "Onlar, malları çok olan zenginlerdir. Ancak bunların şöyle şöyle verenleri başka. Ama onlar da ne kadar azdır!" buyurdu.
    Ebû Zer radıyallahu anh. Buhârî.

    433. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hileci, cimri ve ettiği iyiliği başa kakan kimseler kesinlikle cennete giremezler."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Tirmizî.

    434. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şeytanın develeri de olur, evleri de. Birinizin güzel develeri olur, hiçbirisine binmeye kıyamaz. Devesi olmayan yorgun bir kardeşine rastlar da, onlardan birine bindirmez, işte bu, şeytan devesidir.
    Şeytanın evlerine gelince, ipek ve benzeri kumaşlarla örtülüp süslenen şu kafeslerdir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    435. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kul, "Malım, malım!" der, oysa malının ancak şu üç kısmı kendisinindir: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve verip öbür dünyası için biriktirdiği. Bunun dışındakiler ise, kendisi ölür ve malını insanlara bırakır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    436. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlara teşekkür etmeyen, Allaha şükretmiş olmaz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.
     
  5. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    BORÇ, HEDİYE, EMANET, BULUNTU...

    437. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam hiç hayır işlemezdi, sadece borç para dağıtırdı. Geri alma zamanı gelince, adamına:
    "imkânı olanlardan al, durumu uygun olmayıp sıkıntıda olanlardan alma, belki Allah da bizim günahlarımızı bağışlar," derdi.
    Nihâyet adam öldü. Allah ona sordu:
    "Herhangi bir iyi amelin var mı?"
    "Hayır, sadece halka borç para dağıtırdım, geri alma zamanı gelince, hizmetçimi şöyle diyerek gönderirdim: Durumu uygun olanlardan al, olmayanlardan alma. Allah da belki bu sebeple bizi bağışlar."
    Allah ona şöyle buyurdu:
    "Ben de seni affedip, günahlarından geçiverdim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    438. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim güç durumda olan kişiye, borcunu ödemesi için süre verir, ya da alacağını hiç almazsa, Allah onu, kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı günde, gölgesi altında gölgelendirecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Timizi.

    439. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Duasının kabul edilmesini ve sıkıntısının giderilmesini isteyen, sıkıntıda olan borçluya yardım etsin."
    İbn Ömer radıyallahu. Ahmed.

    440. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam cennete girdi, kapısında şöyle bir yazı gördü:
    "Verilen sadakanın karşılığı on sevap, verilen ödünç paranın karşılığı ise onsekiz sevaptır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

    441. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir kimsenin, ödemek niyetiyle aldığı borcu Allah bilir ve daha dünyada iken, borcunu ödemesinde mutlaka ona bir kolaylık verir."
    imran radıyallahu anh. Nesêî.

    442. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Zenginin, ödeyecek durumu olduğu hâlde borcunu ödemeyi uzatması, zulümdür."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    443. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın yasakladığı büyük günahlardan sonra, kulun karşılaşacağı en büyük günah, kişinin, borçlu olarak ve borcunu ödeyecek kimse bırakmayarak ölmesidir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    444. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Borçlu olan borcunu ödeyinceye kadar, alacaklının, onun üzerinde etkin bir konumu vardır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.

    445. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karşısındaki versin veya vermesin, hakkını isteyen kimse, edebiyle istesin."
    İbn Ömer radıyallahu. İbn Mâce.

    446. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ruhunuz güven içindeyken onu korkutmayın!"
    "Bu nasıl olur?" diye sorduklar.
    "Borçla olur," buyurdu.
    Ukbe radıyallahu anh. Ahmed.

    447. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Alacaklı, borcun süresi içinde bir kat sadaka sevabı alır, ama alma günü geldikten sonra sonra onu ertelerse, o zaman her gün için iki katı sadaka sevabı kazanır."
    Büreyde radıyallahu anh. Ahmed.

    448. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yahudiden belirli bir zamana kadar yiyecek satın aldı ve demir zırhını ona rehin bıraktı.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    449. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Emanet olarak alınan mal, sahibine ödenir. Kefil, borçlu sayılır. Borç, ödenmelidir."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    450. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Emaneti güvendiğin kimseye ver! Sana hainlik yapana sen hıyanet etme!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    451. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer buluntu, işlek yolda ve insanların çokça bulunduğu beldede bulunmuş ise, bir sene sahibini araştır. Sahibi gelirse verirsin, gelmezse o senin olur."
    Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    452. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bir yitik bulursa, bir ya da birkaç âdil şahit tutsun, onu gizlemesin, yitirmesin. Eğer sahibini bulursa ona verir, bulamazsa, o Allahın dilediğine verdiği bir malıdır."
    Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    453. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hediye kabul ederdi ve karşılığını da verirdi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    454. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana bir koyun paçası dahi hediye edilse kabul ederim, o paçanın yemeğine çağırılırsam, icabet edip giderim."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    455. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Devlet yöneticisine verilen hediyeler, hiledir."
    Câbir radıyallahu anh. Taberânî.
     
  6. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    EVLİLİK, KADIN, DÜĞÜN, MAHREM...

    456. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz, evlensin. Çünkü bu, gözü haramdan daha iyi korur, edep yerini de.
    Gücü yetmeyen ise, oruç tutmalıdır. Çünkü orucun, şehveti kırma özelliği vardır."
    Alkame radıyallahu anh. Buhârî.

    457. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya bir metadır. Onun en iyi metaı ise, saliha bir kadındır."
    İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.

    458. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!"
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    459. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul."
    "Çok malı olsa da mı?"
    "Çok malı olsa da."
    "Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!"
    "Çok malı olsa da mı?"
    "Çok malı olsa da."
    İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî.

    460. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası, sen dindarını al!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    461. Evlenmiştim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Kiminle evlendin?"
    "Dul bir kadınla..."
    "Neden dul kadınla evlendin. Onun seninle, senin de onunla cilveleşeceğiniz bakire yok muydu?" buyurdu.
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    462. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz bir kadınla evlenmek isterse, evlilik kararı vermede önemli olacak yerlerine baksın!"
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    463. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz ailesiyle cinsel ilişki kurarken, "Bismillah! Allahım! Şeytanı bizden uzaklaştır, bize lütfedeceğin çocuktan da onu uzaklaştır," diye dua edip, sonra aralarındaki bu ilişkiden çocuk yaratılırsa, ona şeytan asla zarar veremez."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    464. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selleme, kadının gebe kalmaması için döl suyunu dışarıya akıtma meselesini sorduk.
    "Yapmanızda hiçbir sakınca yoktur. Eğer kıyamete kadar canlı bir varlık yaratılıp meydana getirilecekse, mutlaka yaratılır, meydana gelir. Olacak olur," buyurdu.
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    465. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evlenme işi için, iki kişi arasında aracılık yapmak, en üstün aracılıklardandır."
    Ebû Ruhm radıyallahu anh. İbn Mâce.

    466. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dul, kendisini evlendirme hususunda velîsinden daha yetkilidir. Kızdan izin istenir, susması izin sayılır."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Müslim.

    467. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dininden ve ahlâkından hoşnut olduğunuz biri sizden kız istemeye gelirse, verin! Vermezseniz, yeryüzünde kargaşa ve büyük bozgunculuk olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    468. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rabbiniz bir, babanız bir. Arabın arap olmayana, kırmızının karaya üstünlüğü yoktur! Üstünlük, günahlardan sakınıp iyi kulluk etmekledir."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Taberânî.

    469. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadınlarınızın hayırlısı ile evlenmeye bakın. Denginiz olanlarla evlenin! Birbirlerine denk olanları evlendirin."
    Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.

    470. Ebû Talha, Ümmü Süleym ile evlenmek istedi. Onun cevabı şu oldu:
    "Ey Ebû Talha! Vallahi, senin gibisi geri çevrilmez, fakat sen kâfir bir adamsın, bense müslüman bir kadınım. Seninle evlenmem helâl olmaz. Müslüman olursan, bunu mehir yerine kabul ederim. Bundan başka da senden hiçbir şey istemem."
    Hemen müslüman oldu ve müslüman oluşu onun, evlenmede erkeklerin kadınlara vermekle yükümlü oldukları para ya da mal yerine geçti.
    Enes radıyallahu anh. Nesêî.

    471. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bu evlenmeyi duyurun! Evlenme işlerini mescidlerde yapın! Üzerine de defler çalın! Çünkü, helâl ile haramı ayıran şey, onu duyurmaktır."
    Aişe radıyallahu anha. Rezîn.

    472. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, kızı Fatımayı, bir yatak, bir su kabı ve bir de içi ot dolu bir yastıkla gelin gönderdi.
    Atâ radıyallahu anh. Nesêî.

    473. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Düğün yemeği birinci gün haktır, ikinci gün sünnettir, üçüncü gün ise gösteriştir. Her kim gösteriş yaparsa, Allah onu herkese açıklar."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    474. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En kötü yemek, zenginlerin çağırılıp, fakirlerin çağırılmadığı düğün yemeğidir. Kim davete gelmezse, Allah ve Resûlüne âsi olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    475. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iki kişi yemeğe çağırırsa, kapı bakımından hangisi yakınsa onunkini kabul et, çünkü kapıca yakın olan, komşu olarak da yakındır. Eğer birisi önce çağırmış ise, onun davetini kabul et."
    Humeyd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    476. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haram, helâl olanı haram kılmaz!"
    İbn Ömer radıyallahu. İbn Mâce.

    477. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, soydan haram kıldığını sütten de haram kılmıştır."
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    478. Gaylan bin Seleme müslüman oldu. Câhiliye döneminde on tane karısı vardı, onlar da onunla birlikte müslüman oldular.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ona dört tanesini alıkoyup gerisini boşamasını emretti.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    479. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey insanlar! Ben size, kadınlarla "mutâ" nikâhı yapmak hususunda izin vermiştim. Allah, şimdi süresi sınırlı olan bu tür nikâhı Kıyamete kadar haram kılmıştır. Kimin de yanında bu çeşit kadınlardan biri varsa, ondan hemen kurtulsun, verdiklerinden hiçbir şeyi de geri almasın."
    Sebre radıyallahu anh. Müslim.

    480. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Karı koca birbirlerine bir sır söylerler de, sonra onlardan birisi ötekinin sırrını yayar. Kıyamet gününde, mertebe bakımından o Allah indinde en kötü insandır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.

    481. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, kadının, kocasına secde etmesini emrederdim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    482. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnutken ölürse, cennete girer."
    Ümmü Seleme radıyallahu anh. Tirmizî.

    483. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadın, kocasının yatağını terkederek gecelerse, yatağa dönünceye kadar melekler ona lânet eder."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    484. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En hayırlı kadın, kocası kendisine bakınca onun gönlüne huzur veren, emrettiği zaman itaat eden, nefsinde ve malında kocasının hoşlanmadığı bir şey yapmayan kadındır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

    485. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kadın, beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, namusunu korursa, kocasına itaat ederse, ona, "Cennetin kapılarından hangisini istersen oradan gir," denilir."
    Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed.

    486. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın dişi kulları olan kadınlarınızı dövmeyin! Muhammed ailesine birçok kadınlar geliyor, kocalarının kendilerini dövmelerinden yakınıyorlar.
    Onları dövenler en hayırlılarınız değildir!"
    iyas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    487. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cehennemliklerden olup da, henüz görmediğim iki sınıf insan:
    Ellerinde sığır kuyrukları gibi kamçılar, durmadan insanları dövüyorlar.
    Giyinik, çıplak, başları deve hörgücü gibi, eğilim duyan ve kendine eğilim duyuran kadınlar sınıfı.
    İşte onlar cennete giremeyecekler ve kokusunu da bulamayacaklar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    488. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınanma nedeni bırakmadım."
    Üsame radıyallahu anh. Buhârî.

    489. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kocası evde olmayan kadınların yanına sakın girmeyin. Çünkü şeytan, kanınızın dolaştığı yerde dolaşır."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    490. Kadının, kocasının erkek akrabalarıyla ıssız yerde beraber bulunmaları soruldu.
    Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: "Onlarla yalnız kalması, ölümdür!" buyurdu.
    Ukbe radıyallahu anh. Buhârî.

    491. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yanında uygun bir yakını olmaksızın, hiçbiriniz bir kadınla sakın başbaşa kalmasın."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    492. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ali! Bakışına bakış ekleme! Zira, ilk bakış sanadır, ama ikinci bakış zararınadır."
    Büreyde radıyallahu anh. Tirmizî.

    493. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birbirini sevenler için nikâh kadar güzel bir şey görülmemiştir!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.
     
  7. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    SOFRA, YEME, İÇME, GIDA...

    494. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz yemek yerken "Bismillah" desin. Başta söylemeyi unutursa, hatırlayınca, "Başında da sonunda da Bismillah!" desin."
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    495. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yemeğin bereketi, hem yemekten önce, hem de yemekten sonra el ve ağzı yıkamaktadır."
    Selman radıyallahu anh. Tirmizî.

    496. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin koruması altında bir çocuktum. Elim yemek kabının her tarafında dolaşır dururdu. Bunun üzerine:
    "Evladım! Besmele çek, sağ elinle ye ve sana yakın olan taraftan ye!" buyurdu.
    İbn Ebû Seleme radıyallahu anh. Buhârî.

    497. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yaslanarak yemek yemezdi. iki adamın onun ardından gittiği de olmamıştır. Üç kişi olduklarında aralarında yürürdü. Toplu oldukları zaman, birini öne geçirirdi.
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    498. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, içki içilen sofrada oturmayı yasak etti. Kişinin, karnına dayanarak yemesini ve içmesini de yasakladı. Dane ve benzerini oturarak, ya da yaslanarak yemeğe izin verdi.
    İbn Ömer radıyallahu. Rezîn.

    499. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sofra üzerinde yemek yerdi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    500. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, bir tabakta yemek yeyip de, sonra o tabağı sıyırırsa, o tabak onun için Allahtan af diler."
    Nubeyşe radıyallahu anh. Tirmizî.

    501. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iki kişilik yemek üç kişiye yeter. Üç kişilik yemek ise, dört kişiye yeter."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    502. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan, karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir, mutlaka bundan fazla yemesi gerekirse, midesini üçe bölsün: Üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefesi için."
    Mikdam radıyallahu anh. Tirmizî.

    503. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yemeğe kusur bulmazdı, canı çekerse yerdi, çekmezse bırakırdı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    504. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sofra kurulduğu zaman, kaldırılıncaya kadar kimse kalkmasın. Kişi doysa bile, elini, herkes bitirinceye kadar sofradan çekmesin. Çünkü, aralarında utanan kimse bulunur da, doymadankalkar."
    İbn Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.

    505. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ayakta yemek yemeyi ve su içmeyi yasakladı.
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    506. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanıma girip:
    "Yanınızda yiyecek bir şey var mı?" diye sordu.
    "Biraz ekmek, biraz da sirke var," dedim.
    "Onu getirin, içinde sirke bulunan ev fakir sayılmaz!" buyurdu.
    Ümmü Hani radıyallahu anha. Tirmizî.

    507. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, Tebükte, hıristiyanlarca üretilen peynir getirildi, onu bıçakla kesti ve besmele çekerek yedi.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Rezîn.

    508. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rahmana ibadet edin! Yemek yedirin! Bol selâm verin ki, esenlikle cennete giresiniz!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    509. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, müslüman kardeşinin yanına girip de, o kendisine yemek ikram ettiği zaman, yesin. Onun hakkında bir şey sormasın. ikram ettiği suyu da içsin, hakkında bir şey sormasın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    510. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Deve içişi gibi tek bir içişle su içmeyin, ikişer üçer için. içmeye bismillah diyerek başlayın, bitirince elhamdülillah deyin."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    511. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz su içtiği zaman bardağın içinde nefes almasın."
    Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.

    512. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sarhoşluk veren her içecek haramdır."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    513. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır."
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    514. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, her sarhoş eden ve dalgınlık veren şeyi yasak etmiştir.
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    515. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, şarapla ilgili on kişiye lânet etti: Üzümünü sıkana, sıktırana, içene, içirene, taşıyana, taşıttırana, satana, satın alana, bağışlayana ve parasını yiyene.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    516. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimden bir takım insanlar, şarap içecekler ve ona başka başka isimler verecekler."
    Sahabeden biri radıyallahu anh. Nesêî.
     
  8. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    GİYİM, EŞYA, TAKI, BOYA, KOKU...

    517. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ipek ve atlas elbise giymeyin! Altın ve gümüş kaplarda su içmeyin. Çünkü bunlar dünyada onlarındır, âhirette ise sizindir.
    İbn Ebî Leylâ radıyallahu anh. Buhârî.

    518. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yolculuktan döndü. Kapımın üstüne kanatlı atların resimleri bulunan bir perde asmıştım. Bana emretti, ben de onu çıkardım.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    519. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana Cebrail gelip dedi ki: "Dün sana geldim, beni içeriye girmekten şunlar alıkoydu: Evde üzerinde resimler olan perdeler vardı. Evde köpekler vardı. Kapıda adam resimleri vardı. Emret, timsallerin başı kesilsin, ağaç hâline gelsin. Emret, perde ikiye bölünsün, yastık yapılsın. Emret, köpek dışarı çıkartılsın."
    Köpek bir enikti. Hasan ile Hüseyin o enikle oynuyorlardı. Sedirin altındaydı, emretti çıkartıldı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    520. Üzerimde sıradan elbiseler varken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanına vardım.
    "Malın var mı?" dedi.
    "Evet."
    "Hangi tür maldan?"
    "Allahın ihsanı olan her türlü maldan..."
    "Allah sana mal vermişse, bu nimet, üzerinde görünsün!"
    Ebûl Ahvas radıyallahu anh. Nesêî.

    521. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz Allah, verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister."
    Amr bin Şuayb radıyallahu anh. Tirmizî.

    522. Yemen giysilerinden en güzel bir elbise giydim.
    Bana "Ey İbn Abbas! Merhaba! Bu güzel elbise de ne?"
    Şöyle cevap verdim:
    "Beni kınamayın! Ben, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellemin üzerinde bundan daha güzel elbiseler gördüm."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    523. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Giyinirken, ya da abdest alırken, sağınızdan başlayın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    524. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    Kim yeni bir elbise giyip de, "Gösterilmemesi gereken yerlerimi örten ve beni güzelleştiren elbiseyi bana giydiren Allaha hamdolsun!" deyip, eskiyen, ya da kullanılmayıp duran elbiseyi fakirlere verirse, Allah onu, diriyken de, ölüyken de yardımı, koruması ve örtüsü altına alır.
    Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.

    525. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin en çok sevdiği elbise, gömlekti.
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    526. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendi ailesinden başkası için süslenen gururlu kadın, kıyamet gününde karanlık gibi nursuz kalacaktır."
    Meymûne Saad radıyallahu anha. Tirmizî.

    527. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Giyinmelerinde kadınlara yardımcı olunuz."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    528. Allah, ilk muhacirlerin hanımlarına merhamet etsin! "Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar!" âyeti indiği zaman, elbiselerinin uygun yerlerini kesip başörtüsü yaptılar ve onu başlarına iyice örttüler.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    529. Ebû Bekirin kızı Esma, üzerinde ince bir elbiseyle Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin yanına girdi. Ondan yüzünü çevirerek şöyle buyurdu:
    "Ey Esma! Kadın erginlik çağına girdiği zaman, elleri ve yüzünden başka hiçbir organının görünmesi uygun olmaz."
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    530. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle konuştu. Sonra şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Altın takmamı uygun bulmadın, ama bir kadın kocasına karşı süslenmezse, onun yanında değeri kalmaz."
    "Biriniz iki gümüş küpe takamaz mı? Bunları sarartamaz mı?" buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.

    531. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ipekle altını giymek, ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helâl kılındı."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.

    532. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, kendini erkeklere benzeten kadınlara lânet etmiştir.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    533. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lânet etmiştir.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    534. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, ellerini ve ayaklarını kına ile boyamış bir muhannes geldi.
    "Nedir bu?" dedi.
    "Bu, kendisini kadınlara benzetmek istiyor," dediler.
    Bunun üzerine, onu Nâki isimli bir yere sürgün etti.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    535. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yarı çıplak giyinmek arabın giysisidir, iyice giyinip kapanmak ise îmanın örtüsüdür."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    536. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evet, hazerde, yolculukta, gece ve gündüz ben şalvar giyerim. Çünkü ben, örtünmekle emrolundum, bundan daha iyi örten bir şey bulamıyorum."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    537. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemi mehtaplı bir gecede gördüm. Üzerinde kırmızımsı bir elbise vardı, bir ona baktım, bir de aya baktım. Bence o, aydan daha güzeldi!
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    538. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bir koku kutusu vardı, ondan kokulanırdı.
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    539. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her göz zina eder. Eğer kadın koku sürünüp de, koklamaları için bir topluluğun yanından geçerse, duygu zinası yapmış sayılır."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.

    540. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dikkat edin! Erkeklerin güzel kokusu renksiz kokudur. Kadınlarınki ise, rengi olan fakat kokusu bulunmayan maddelerdir."
    imran radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    541. Aişeye, kına ile boyanmayı sordular. "Sakıncası yok, fakat ben hoşlanmam, çünkü sevgilim Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem de onun kokusundan hoşlanmazdı" dedi.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    542. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kadını boyasız, süssüz görmekten hoşlanmam!"
    Aişe radıyallahu anha. Rezîn.

    543. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gümüş yüzük edindi. Yazıları onunla mühürlerdi, ancak onu devamlı takmazdı.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
     
  9. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    BEDEN, SAÇ, BIYIK, TIRAŞ, BAKIM...

    544. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme dedim ki:
    "Benim, omuzlarıma kadar uzanan saçım var, tarayabilir miyim?"
    "Evet, ona iyi bak!" buyurdu.
    Ebû Katade, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bu sözünden dolayı, çok defa saçlarına günde iki kez bakım yapardı.
    Ebû Katade radıyallahu anh. Mâlik.

    545. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ibrahim, ilk misafir kabul eden, ilk sünnet olan ve ilk bıyıklarını kısaltan kişiydi.
    Saçına düşen akı gördüğü zaman Allaha şöyle söyleyen ilk kişiydi:
    "Rabbim, bu nedir?"
    "Vakardır, ey ibrahim!" buyurdu.
    "Rabbim, öyleyse vakarımı artır!" diye dua etti."
    İbn Müseyyeb radıyallahu anh. Mâlik.

    546. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mesciddeyken, saçı sakalı birbirine karışmış bir adam girdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, saçını sakalını düzeltmesi için ona işaret etti. Adam söyleneni yaptı.
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
    "Birinizin, şeytanı andıracak biçimde gelmesindense bu hâli daha iyi değil mi?" buyurdu.
    Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

    547. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadının başını iyice tıraş ettirmesini yasakladı.
    Ali radıyallahu anh. Nesêî.

    548. Kitap ehli olan hıristiyanlar ve yahudiler, saçlarını alınlarının üzerine sarkıtırlardı. Müşrikler ise, saçlarını ikiye ayırırlardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allahın emir göndermediği hususlarda Ehlikitaba uygun davranırdı. Bu nedenle, saçlarını alnı üzerine saldı. Daha sonra ayırdı.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    549. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah yolunda kimin saç ve bıyıklarına ak düşerse, kıyamet gününde bu, onun için bir nur olur."
    İbn Abese radıyallahu anh. Tirmizî.

    550. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Gençlerinizin en iyileri kendini ihtiyarlara benzetenlerdir, ihtiyarlarınızın en kötüleri ise kendilerini gençlere benzetenlerdir."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    551. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müşriklere aykırı davranın, sakalınızı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    552. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yahudiler ve hıristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara aykırı davranın!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    553. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin başındaki ak kılları saymak istesem sayabilirdim. O, ne saçını, ne de sakalını boyamıştır.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    554. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Beş şey yaradılışa uygundur: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    555. Bıyığı kırkarak kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak, etek tıraşı olmak hususlarında bize kırk gece süre verdi.
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    556. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Saçına ilave eden, ettiren, yüzündeki tüyleri alan, aldıran, dövme yapan ve yaptıran kadınlar lânetlenmiştir. Hastalık nedeniyle olursa o başka."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    557. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin tarağı, misvağı, mescidde bile yanında olurdu. Taranırken aynaya bakardı.
    Aişe radıyallahu anha. Taberânî.
     
  10. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI...

    558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Selâm, konuşmaktan önce gelir."
    Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî.

    561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi.
    Esma radıyallahu anha. Tirmizî.

    563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir."
    Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım."
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın."
    Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın."
    Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

    569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!"
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi.
    İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî.

    572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın."
    Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
     
  11. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    OTURMA, YATMA, MECLİS...

    574. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, dizlerini bükerek oturduğunu gördüm. Oturuşunda onu öyle saygılı bir durumda görünce korkudan titremeye başladım.
    Kayle radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    575. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem oturduğunda biz de etrafına otururduk. Geri gelmek niyetiyle kalkmış ise, bir eşyasını orada bırakırdı. Sahabiler de onu anlar, yerlerinden kımıldamaz, dönüşünü beklerlerdi.
    Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    576. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Diğer bir kişi katılmaksızın, iki kişi aralarında fısıldaşmasın!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    577. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, kendisinin oturması için, kimseyi yerinden kaldırmasın! Lâkin meclisi genişletip, gelene yer açın ki, Allah da sizin yerinizi genişletsin!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    578. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz yerinden kalkıp tekrar geri dönerse, oraya oturmakta herkesten daha fazla hak sahibidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    579. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Oturulan yerlerin hayırlısı, en geniş olanıdır."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    580. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "İzinleri olmadan iki kişi arasında oturma!"
    İbn Şuayb radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    581. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, beni karnım üzerinde yatarken gördü, "Bu yatış, Allahın nefret ettiği bir yatıştır," buyurdu.
    Yaîş radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    582. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yatağı, insanın kabrine konduğu şekildeydi. Mescid ise başı tarafındaydı.
    Ümmü Seleme ailesinden bir ravi. Ebû Dâvud.
     
  12. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    ARKADAŞ, DAVRANIŞ, DARGINLIK, İSTİŞARE...

    583. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    584. Mekkelilerden şakacı bir kadın, Medineye geldi. Bir arkadaşına misafir oldu. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Sevgilim Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ne doğru söylemiş:
    "Ruhlar, donatılmış askerlerdir. Ezelden tanışanlar birbirini severler, birbiriyle uyuşamayanlar da bir türlü anlaşamazlar."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    585. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam bir adama sır söylerse, bu ona emanettir, kimseye söyleyemez."
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    586. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nafile oruç, namaz ve zekâtın derecesinden daha üstün olan bir şeyi size bildireyim mi?"
    "Evet," dediler.
    "iki kişinin arasını bulmak."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

    587. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müşriklerle oturmayın, onlarla bir araya gelmeyin! Kim onlarla oturur ve onlarla seve seve birlikte olursa, onlardandır."
    Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.

    588. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlar, içlerinde işe yarayacak bir taneden fazla deve bulunmayan yüz adet deve gibidirler."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    589. Aişe, bir dilencinin eline bir parça ekmek verip gönderdi. Az sonra üstü başı düzgün biri geldi, onu oturtup yedirdi. Sebebi sorulunca dedi ki: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanlara, düzeylerine ve durumlarına göre davranın!"
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    590. Cerîr bin Abdullah geldi. Evin içi doluydu, oturacak yer bulamadı. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, elbisesini yere attı:
    "Bunun üstüne otur!" dedi.
    Cerîr, onu alıp öptü ve bağrına bastı. Sonra şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Bana ikram ettiğin gibi Allah da sana ikram etsin!"
    Bunun üzerine Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Size bir toplumun ulusu gelirse ona hürmet edin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

    591. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir müminin, din kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir. Birbirlerine rastladıklarında bu ondan, o da bundan yüz çevirir. O ikinin en iyisi, selâmı ilk verendir."
    Ebû Eyyûb radıyallahu anh. Buhârî.

    592. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, bilmeden fetva verirse, fetva verdiği kimsenin günahını yüklenir. Kim, müslüman kardeşine, bildiğinin aksini tavsiye ederse, ona hainlik etmiş olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    593. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendisine danışılan kimse, güvenilir biri olmalıdır."
    Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.

    594. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Düşünerek hareket etmek, Allahtandır. Acele etmek ise, şeytandandır."
    Sehl radıyallahu anh. Tirmizî.

    595. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ahirete yönelik işlerden başka hiçbir konuda aceleci olmamak gerekir."
    Saad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    596. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Din kardeşinin başına gelene sevinme! Çünkü Allah, onu ondan kurtarır ve senin başına o belayı getirir."
    Vâsile radıyallahu anh. Tirmizî.

    597. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme bir adamın suçu duyurulunca:
    "Falana ne oluyor da böyle yapıyor!" demezdi, "Falanlara ne oluyor da böyle yapıyorlar!" derdi.
    Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

    598. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, biriyle buluşmak üzere sözleşirse ve arkadaşı da namaz vaktine kadar gelmezse, buluşma yerine gelen, namaza gitmekle günaha girmiş olmaz."
    Rezîn radıyallahu anh. Rezîn.

    599. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, aksırmayı hoş karşılar, esnemekten ise hoşlanmaz.
    Sizden biriniz aksırıp da, "Elhamdülillah," derse, bunu duyan müslümanın, ona "Yerhamükellah!" demesi gerekir.
    Esnemek ise şeytandandır. Biriniz namazdayken esnemesi gelirse, gücü yettiğince onu önlemeye ve tutmaya çalışsın. "Ha!" demesin. Çünkü, bu şeytandandır. O esnerken şeytan güler."
    İbn Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.

    600. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Aişe! Sen beni ne zaman terbiye dışı davranırken gördün! Allah katında, kıyamet günü en kötü yere sahip olan, kötülük yapmasından korkulduğu için insanlar tarafından terkedilen kişidir."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    601. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, aksırdığı zaman, yüzünü elleri veya elbisesiyle kapatır, sesini de kısmaya çalışırdı.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
     
  13. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    KADER, RÜYA, FAL, BÜYÜ ...

    602. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah vardı, ondan önce hiçbir şey yoktu. Arşı, su üstündeydi. Ondan sonra gökleri ve yeri yarattı. Kader kitabında her şeyi yazdı."
    imran radıyallahu anh. Buhârî.

    603. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz yaratıldığı zaman, annesinin rahminde kırk gün nutfe, sonra kırk gün kan pıhtısı olarak, sonra da kırk gün bir çiğnem et olarak toparlanır.
    Sonra Allah, ona dört kelime ile bir melek gönderir: Eline geçecek rızkı, ölüm zamanı, dünyada yapacakları, kötü bir kişi veya iyi bir kul olduğu yazılır. Sonra ona ruh üfürülür.
    Kendinden başka hiçbir ilah olmayana yemin ederim ki, biriniz, kendisiyle onun arasında bir adım kalana kadar cennetlikler gibi amel eder, derken, yazılanlar onu geçer de, cehennemlikler gibi amel eder ve cehenneme girer.
    Şüphesiz biriniz, kendisiyle onun arasında bir adım kalıncaya kadar cehennemlikler gibi amel eder, yazılanlar onu geçer de, cennetlikler gibi amel eder ve cennete girer."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    604. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Melekler, nurdan yaratılmıştır. Cinler, dumansız ateşten yaratılmıştır. Adem ise, size anlatılan şeyden yaratılmıştır."
    Aişe radıyallahu anha. Müslim.

    605. Ubâde, ölürken oğluna dedi ki:
    Yavrum! Eğer sen, başına gelmesi takdir olunanın mutlaka geleceğini, gelmemesi takdir olunanın da mutlaka başına gelmeyeceğini bilmedikçe îmanın hakikatını tadamazsın.
    Ben, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu duydum:
    "Allahın ilk yarattığı şey, "kalem"dir. Ona, "Yaz!" dedi. "Ya Rabbi ne yazayım?" dedi. "Kıyamete kadar olacak her şeyin kaderlerini yaz!"
    Yavrum, Ben yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle duydum:
    "Kim bu inancın dışında ölürse, o benden değildir."
    Ubâde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    606. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, her sanatkârı ve sanatını yaratmıştır."
    Huzeyfe radıyallahu anh. Bezzâr.

    607. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kalb, rüzgârın kırda oraya buraya savurduğu bir tüy gibidir."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. İbn Mâce.

    608. Sahabiler sordu:
    "Madem her şey yazılmış, niye çalışalım?"
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Siz uygulamalarınızda doğruyu ve uygun olanı arayın!"
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    609. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Güçlü mümin, Allah katında güçsüz müminden daha sevimli ve hayırlıdır. Aslında her ikisinde de hayır vardır.
    Sana faydalı olacak şeye karşı hırslı ol! Allahtan yardım dile ve acze düşme!
    Başına bir şey gelirse, sakın şöyle deme: "Eğer şunu yapsaydım şöyle olurdu."
    Fakat şöyle de: "Allah takdir etti ve dilediğini yaptı."
    Çünkü, "Keşke" türünden sözler şeytan işidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    610. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dua, bela ile karşılaşır, kıyamete kadar birbiriyle çarpışırlar."
    Aişe radıyallahu anha. Bezzâr.

    611. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle anlattı:
    "Bunun üzerine isa, kendisine uyanları bir araya getirip, şöyle dedi:
    "Kader, Allahın bir sırrıdır, bunu kendinize dert edinip de yük altına girmeyin!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    612. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kaderi tartışma konusu yapanlarla ne oturun, ne de onlarla bu konuyu konuşun!"
    Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    613. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden sonra peygamberlikten geriye hiçbir şey kalmayacak, ancak mübeşşirat kalacaktır."
    "Mübeşşirat nedir?" dediler.
    "Doğru rüyalardır," buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    614. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Aişe! Yavaş ol! Müslümanlara, gördükleri rüyalarını tâbir ederken iyi şeyler söyleyin, hayırla yorumlayın. Çünkü rüyalar, yoruma göre çıkar."
    Aişe radıyallahu anha. Dârimî.

    615. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet yaklaştığında müslümanın rüyası yalan çıkmayacak. Sizin en doğru rüya göreniniz, en doğru söyleyeninizdir.
    Rüya üç kısımdır: Allahtan müjde olan doğru rüya, şeytanın sizi üzmek için gösterdiği rüya, kişinin kendi kendine konuştuğu şeylerden ileri gelen önemsiz rüya.
    Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    616. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim beni rüyasında görürse, beni gerçekten görmüş gibidir. Çünkü, şeytan benim şeklime girip görünemez."
    Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.

    617. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Müminin rüyası nübüvvetin kırk parçasından bir parçadır. Onu anlatmadıkça, o rüya kuşun ayağında asılı kalır, anlattığı zaman düşer.
    O rüyayı, dostun olan akıllı kimselerden başkasına anlatma!"
    Ukaylî radıyallahu anh. Tirmizî.

    618. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, yahudilerden bir adam büyü yaptı. Bu yüzden birkaç gün rahatsızlaştı. Cebrail ona gelip şöyle dedi:
    "Sana yahudilerden bir adam büyü yaptı, düğümler bağlayıp falan kuyuya attı."
    Hemen Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir adam gönderip onu oradan çıkarttı ve çözdü. Ondan sonra, bağlardan kurtulmuş gibi, zinde bir vücutla dimdik ayağa kalktı. Bu olayı o yahudiye anlatmadı, hatasını yüzüne vurmadı.
    Zeyd radıyallahu anh. Nesêî.

    619. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme falcılar hakkında sordular.
    "Onlar hiçbir şey değildir!" buyurdu.
    "Ey Allahın Resûlü! Söyledikleri bazen doğru çıkmaktadır."
    "Bu doğru olan sözdür. Cin onu kapıp dostunun kulağına söyleyiverir. Ne var ki, onunla birlikte yüz tane de yalan katar."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    620. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, şu yıldızları üç şey için yarattı: Göğün süsü için, şeytanları kovalamak için, yolculara yol göstermek için. Kim yıldızları bunun dışında yorumlarsa, bahtında yanılmış olur. Nasibini yitirmiş olur. Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri kendine dert edinmiş olur. Peygamberlerin ve meleklerin dışında kimsenin bilmediği şeylerle boşyere uğraşmış olur."
    Katâde radıyallahu anh. Rezîn

    621. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir şeyi uğursuz saymazdı. Bir görevli gönderirken ismini sorardı, isminden hoşlandığında sevinirdi. Bu sevinç, mübarek yüzünde görülürdü. Eğer isminden hoşlanmazsa, yine yüzünden belli olurdu.
    Bir kasabaya girince adını sorardı. Adından hoşlanırsa sevinir ve bu sevinci yüzünden anlaşılırdı. Hoşlanmamışsa, yine yüzünden belli olurdu.
    Büreyde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    622. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Uğursuz saymak şirktir... içimizden bunu geçirmeyen yoktur, ancak Allah, böyle bir duyguyu, kendisine güvenmekle giderir."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.
     
  14. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    DÜNYA, AHİRET, ZÜHD, KANAAT...

    623. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya yeşil ve tatlıdır. Allah sizi onun üzerinde halife kılmıştır. Bakalım nasıl davranacaksınız, diye bakmaktadır. Dikkat edin! Dünyadan ve kadın imtihanından sakının! Kişiyi, bildiği doğruyu söylemekten, insanlardan korkusu alıkoymasın."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    624. Dünya dönmüş gidiyor. Ahiret yönelmiş geliyor. Her birinin kendine has çocukları vardır. Siz âhiret çocuklarından olun, dünya çocuklarından olmayın! Bugün çalışma günüdür, hesap günü değil. Yarın hesap günüdür, çalışma günü değil.
    Ali radıyallahu anh. Buhârî.

    625. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahı ananlar ile onları dost edinenler, âlimler ve ilim talep edenler dışında, dünya ve içindekiler lânetlidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    626. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya, müminin zindanı, kâfirin cennetidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    627. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünya sevgisi her hatanın başıdır. Bir şeyi sevmen, seni kör yapar, sağır eder."
    Enes radıyallahu anh. Rezîn.

    628. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben dünyayı neyleyeyim! Benim dünya ile alâkam, bir ağacın altında oturup dinlendikten sonra kalkıp orayı terkeden bir atlının bu durumu gibidir."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    629. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bir kulu sevdimi, onu dünyadan korur, tıpkı birinizin, hastasına suyu yasaklaması gibi."
    Katâde radıyallahu anh. Tirmizî.

    630. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tüm düşüncesi âhiret olan kimsenin, kalbini Allah zengin kılar. Onu derler, toparlar ve dünya ona gelip boyun eğer.
    Kimin de bütün kaygısı dünya olursa, Allah onun gözlerinin arasına fakirlik yerleştirir, işlerini darmadağın eder. Dünyadan da ona, sadece kendisi için takdir edilen şey gelir."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    631. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, dünyada lüks bir hayat yaşarsa, âhirette arzu ve isteklerine perde çekilir. Kim, gözünü zenginlerin süsüne dikerse, göklerin yüce katında aşağılanır. Kim de, kendisine verilen az rızka karşı güzel bir sabır ve dayanıklılık gösterirse, Allah onu Firdevs cennetinde istediği yere yerleştirir."
    Berâ radıyallahu anh. Taberânî.

    632. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dünyada zâhidlik, helâl olan şeyi kendine haram etmek ve malı ziyan etmekle olmaz. Zira zühd, Allah katında olana, kendi elindekinden daha çok güvenmek, bir bela ile karşılaştığı zaman, ondan elde edeceğin sevap nedeniyle, o belanın kalmasını daha çok istemendir."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.

    633. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanından geçti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yanındaki adama dedi ki:
    "Bu adam hakkında görüşün nedir?"
    "O, insanların önemsediklerindendir. Vallahi, kız kız isterse, verirler. Birine aracılık ederse, kabul olunur."
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sustu. Sonra ordan bir başka adam geçti ve onun hakkında:
    "Ya bu adam için ne dersin?" diye sordu.
    "Ey Allahın Resûlü! Bu, müslümanların fakirlerindendir. Kimse ona kız vermez, aracılık yapsa kabul edilmez, sözü de dinlenmez."
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bu adam, öteki adamın tipinde olan yeryüzü dolusu insandan daha hayırlıdır."
    Sehl radıyallahu anh. Buhârî.

    634. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Duymuyor musunuz? Sade giyinmek îmandandır!"
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    635. Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber oturuyorduk. Üzerinde, deri yamalı bir hırkadan başka bir şey bulunmayan Musâb bin Umeyr geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun Mekkedeki depdebeli hâlini hatırlayarak ağladı. Sonra şöyle buyurdu:
    "Biriniz sabahleyin ayrı, öğlenden sonra ayrı elbise giydiği, önüne bir tabak konup öteki kaldırıldığı , evlerinizi bu Kâbenin örtüldüğü gibi örtülere büründürdüğünüz zaman hâliniz nice olur?"
    "Ey Allahın Resûlü! Elbette o gün bugünkünden daha iyi olur. Çünkü, o zaman geçim sıkıntımız olmaz, kendimizi tamamen ibadete veririz."
    Şöyle buyurdu: "Tersine, bugün siz o günkünden daha iyi durumdasınız."
    Ali radıyallahu anh. Tirmizî.

    636. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kırda yaşayan darlık bulur, av peşinde koşan gafil olur. Sultanın kapısına gelen fitneye tutulur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    637. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, bütün gün açlıktan kıvranıp da, karnını doyuracak adi bir hurmayı bile bulamadığını görmüşümdür.
    Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    638. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hüzünlü olmalısınız, çünkü hüzün kalbin anahtarıdır" buyurdu.
    "Hüzün nasıl olur?" dediler.
    Şu cevabı verdi: "Kendinizi açlığa alıştırın ve susuz kalmayı öğrenin!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    639. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "iki kurdun bir bahçeye gelip yemesi ve orayı bozması, mal ve makam sevgisinin, müslüman kişinin dinine verdiği zarardan daha zararlı değildir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Bezzâr.

    640. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Tutumlu kişi asla fakir olmaz."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    641. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan yaşlanır, fakat ondaki mal tutkusu ve yaşama arzusu genç kalır."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    642. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanın iki vadi dolusu altını olsa, üçüncüsünü de ister. Onun karnını ancak toprak doldurur. Bununla beraber, Allah, tevbe edenin tevbesini kabul eder."
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    643. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben, sizin görmediklerinizi görür, duyamadıklarınızı da duyarım. Nitekim gök gürledi. Onun gürlemesi hakkıdır. içinde dört parmaklık boş bir yer bile yoktur ki, orada melekler, Allah için alnını yere koyup secde etmesinler.
    Vallahi, siz benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız. Yatakta kadından lezzet duymazdınız. Çöllere çıkıp, haykıra haykıra Allaha yalvarırdınız.
    Kesilen bir ağaç olmayı ne kadar da isterdim!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.
     
  15. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    ÖĞÜT, TAKVA, HAYIR, MURAKABE...

    644. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme, "Bana bir öğüt ver," dedim.
    Şöyle buyurdu:
    "Kimseye hakaret etme! Yapılan iyiliği sakın küçümseme! Kardeşinle konuşurken daima güler yüzlü ol! Bu bile iyiliktir.
    Eğer biri, sendeki kusuru bilerek, sana hakaret eder veya seni ayıplarsa, sen onda bildiğin bir kusurdan dolayı onu ayıplama ki, onun vebali kendi üzerine olsun!"
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    645. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim korkarsa, akşam karanlığında yol alır. Kim gece yol alırsa, hedefine varır. Dikkat edin! Allahın malı pahalıdır! Dikkat edin! Allahın malı cennettir!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    646. Hanzâle anlatıyor: Ebû Bekir ile birlikte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanına gittik.
    "Ey Allahın Resûlü! Hanzâle münafık oldu!" dedim.
    "Neyin var?" diye sordu.
    Ben de anlattım: "Biz senin yanındayken, sen cennet ve cehennemden bahsediyorsun, sanki onları gözle görür gibi oluyoruz. Dışarıya çıkınca her şeyi unutuyor, kadınlarımız, çocuklarımız ve mallarımızla meşgul oluyoruz," dedim.
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki, eğer siz, devamlı benim yanımdaki gibi olursanız, yataklarınızda ve yollarınızda melekler gelip sizinle el sıkışırlar. Ne var ki, ey Hanzâle! insan bir böyle olur, bir öyle."
    Hanzâle radıyallahu anh. Müslim.

    647. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyuruyor: "Ey insan! Kendini benim ibadetime ver ki, senin kalbini zenginlikle doldurayım, fakirliğinin önünü alayım. Bunu yapmazsan, ellerini devamlı olarak meşguliyetle doldururum da bir türlü fakirliğini gidermem."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    648. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    649. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haramlardan kaç ki, insanların en çok ibadet edeni olasın.
    Allahın sana ayırdığı paya razı ol ki, insanların en kanaatkârı olasın.
    Komşuna iyilik et ki, gerçek mümin olasın. Kendin için sevdiğini insanlar için de sev ki, gerçek müslüman olasın.
    Çok gülme, zira çok gülmek kalbi öldürür."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    650. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Rabbim bana şu dokuz şeyi emretti:
    Gizli ve açık hâllerde Allahtan korkmak. Hoşnutlukta da gazap hâlinde de doğruyu söylemek. Fakirlikte de zenginlikte de ılımlı davranmak. Benden ilgisini keseni ziyaret etmemi, bana vermeyene vermemi, bana haksızlık edeni bağışlamamı, susmamın bütünüyle düşünce, konuşmamın zikir, bakışımın ibret olmasını ve iyiyi emretmek."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    651. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Nerede olursan ol, Allahtan kork! Kötülüğün ardından onu silecek bir iyilik yap! insanlara iyi ahlâkla davran!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Tirmizî.

    652. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ey Ebû Zer! Seni güçsüz görüyorum, kendim için istediğimi senin için de isterim. iki kişiye bile olsa liderlik yapma! Yetim malına da velilik yapma!"
    Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    653. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Kurtuluşu nasıl elde edeceğiz?"
    "Dilini tut! Evin sana dar gelmesin! Bir de, hataların için ağla!" buyurdu.
    Ukbe radıyallahu anh. Tirmizî.

    654. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ayağı tökezlemeyen olgun olamaz. Deneyimi olmayan da bilge olamaz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    655. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Akıllı kişi, nefsini hesaba çekip, ölümden sonrası için çalışandır. Aciz olan ise, kendini boş istek ve heveslerine uydurup, Allahtan dileyip bekleyendir."
    Şeddâd radıyallahu anh. Tirmizî.

    656. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin, iyi niyetli olduğu için aldanır, azgın ise, kötü niyetli olduğu için aldatır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    657. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin, aynı delikten iki kere ısırılmaz!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    658. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana bildirildiğine göre, Lokman Hekime, "Seni bu dereceye ne ulaştırdı?" diye sormuşlar, şöyle cevap vermiş:
    "Doğru konuşmak, emanet edileni dikkatle korumak, beni ilgilendirmeyen şeyden uzak durmak ve verdiğim sözü tutmak."
    Mâlik radıyallahu anh. Nesêî.

    659. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Meryemoğlu isa şöyle derdi:
    "Allahı anma dışında çok konuşmayın ki, kalbleriniz katılaşmasın. Katı kalb, Allahtan uzaktır, lâkin siz bunu bilemezsiniz.
    Siz, ilahlık taslayarak insanların günahlarına bakmayın! Kula yakışır biçimde kendi günahlarınıza bakınız! Çünkü insanlar, günah işleyip, ondan kurtulabilir.
    Belaya uğrayanlara acıyın, esenlikten dolayı da şükredin!"
    Mâlik radıyallahu anh. Rezîn.

    660. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "isa aleyhisselâm şöyle demiştir:
    "Üç şey vardır: Birisi, doğruluğu sence kesin olan şey, işte ona uy! ikincisi, sence kötülüğü anlaşılan şey, ondan uzak dur! Üçüncüsü ise, bulanık olan şey, işte onu bir bilene sor!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    661. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Lokman oğluna şöyle dedi:
    "Yavrum! insanlar, kendilerine söz verilene karşı uzun boylu umutlar beslerler. Oysa onlar, hızla âhirete gitmektedirler. Varolduğun günden beri, dünya arkanda, âhireti ise önündeydi. Aslında, gitmekte olduğun yurt, çıkmakta olduğun yurttan sana daha yakındır."
    Mâlik radıyallahu anh. Rezîn.
     
  16. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    KONUŞMA, YALAN, GIYBET, TARTIŞMA...

    662. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kul, önemsemeden ve farkına varmadan, Allahın hoşnut olduğu bir söz söyler, bu sebeple Allah onun derecesini yükseltir. Yine kul, dikkat etmeden, Allahın öfkesini gerektiren bir söz söyler de, Allah onu, o kelime nedeniyle cehenneme yuvarlar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    663. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insan sabaha erişince, organları, dili susturup, şöyle derler: Hakkımızda Allahtan kork! Çünkü biz, seninle beraberiz, doğru olursan biz de doğru oluruz, eğri olursan biz de eğri oluruz."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    664. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim bana iki bacağı arası ile iki dudağı arasını garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    665. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanların kalbini çelmek için konuşma sanatını öğrenen kimsenin, Allah ne farzını ve ne de nafilesini kabul eder."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    666. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Meryemoğlu isa, yolda bir domuza rastladı: "Haydi selâmet içinde geç!" dedi.
    Kendisine, "Sen bunu domuza mı söylüyorsun?!" diye itiraz edilince:
    "Ben dilimi, kötü söze alıştırmaktan korkuyorum," diye cevap verdi."
    Yahya radıyallahu anh. Mâlik.

    667. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin, insanlar bozuldu, dediğini duyarsanız, anlayın ki, o şahıs en fazla bozulanların içindedir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    668. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişinin, kanıtsız ve dayanaksız söz söylemesi ne kötüdür."
    Ebû Kilâbe radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    669. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her kim, müslüman kardeşini bir günah yüzünden ayıplarsa, onu kendisi de işleyinceye kadar ölmez."
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    670. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümin, kusur bulucu, lânet edici, azgın ve hayasız olamaz."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    671. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme dediler ki:
    "Müşriklere beddua et ve onları lânetle!"
    Cevaben şöyle buyurdu:
    "Ben, rahmet olarak gönderildim, lânetleyici olarak değil."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    672. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
    "Gıybet nedir bilir misiniz?"
    "Allah ve Resûlü bilir" dediler.
    "Birinizin, kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır."
    Bunun üzerine bir adam dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Anlattıklarım ya o kardeşimde bulunursa?"
    "Anlattıkların o kardeşinde bulunursa, onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa, o zaman ona iftira etmiş olursun!" buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    673. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Haksız yere müslümanın namus ve şahsiyetine sataşmak, günahların en büyüğüdür."
    Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    674. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana bir kimse, sahabilerimin birinden bir şey ulaştırmasın! Zira ben, onların yanına, içim arınmış ve rahat olarak çıkmak istiyorum."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

    675. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ahlâken insanların en güzeli idi. Benim, sütten yeni kesilmiş olan küçük bir kardeşim vardı. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle derdi:
    "Ey Ebû Umeyr! Ne yaptı Nugeyr?" Nugeyr, çocuğun kendisiyle oynadığı bir kuştu.
    Çoğu kez, o evimizdeyken namaz vakti gelirdi. Üzerinde oturduğu şiltenin süpürülüp temizlenmesini ve üzerine su serpilmesini emrederdi. Sonra kalkar, namaza dururdu. Biz de onun arkasına saf olurduk ve bize namaz kıldırırdı.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    676. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi:
    "Bizi bir deveye bindir!"
    "Sizi devenin yavrusuna bindireyim," buyurdu.
    "Biz devenin yavrusunu ne yapalım!"
    "Her deve bir başka devenin yavrusu değil mi?" buyurdu.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    677. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Ey iki kulaklı!" diye hitap ederek bana şaka yaptı.
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    678. Dediler ki:
    "Ey Allahın Resulü! Sen de şaka yapıyorsun."
    Şöyle buyurdu:
    "Ben yine de doğruyu söylerim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    679. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ne ciddi, ne de şaka olarak, biriniz kardeşinin malını almasın!"
    İbn Sâib radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    680. Ensardan bir adam, konuştuğu zaman insanları güldürürdü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir defasında onun bedenine çubukla vurmuştu.
    Adam, "Ey Allahın Resûlü! Senden kısas hakkımı almama izin ver!" dedi.
    "Buyur, o hakkını al!"
    "Ancak, o zaman benim bedenim açıktı, seninki ise kapalı," deyince, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, gömleğini çıkardı.
    Adam, onu hemen kucaklayıp, bedenini öptü ve "Zaten maksadım bu idi, ey Allahın Resûlü!" dedi.
    Useyd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    681. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim haksızken tartışmayı bırakırsa, cennetin kıyısında onun için bir köşk yapılır. Haklı olduğu hâlde bırakırsa, cennetin ortasında onun için bir köşk yapılır. Kimin de ahlâkı güzel olursa, ona cennetin en üstünde köşk yapılır."
    Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

    682. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kardeşinle tartışma! Çünkü, konunun anlaşılmasını engeller ve belasından da emin olunmaz.
    Ayrıca, tutamayacağın bir sözü de verme!"
    İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn.

    683. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "insanları güldürmek için yalan yanlış konuşan kimsenin vay hâline!
    İbn Hakîm radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    684. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Senin doğru söylediğine inanan bir adama yalan söylemen, en büyük hainliktir."
    Süfyan radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    685. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    686. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ahirzamanda yalancı deccaller olacaktır. Sizin ve babalarınızın duymadıkları hadîsleri size sunacaklar. Dikkat edin ve onlardan uzak durun da, sizi şaşırtıp saptırmasınlar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    687. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Doğruluk iyiliğe götürür, iyilik cennete iletir. Kişi doğrulukta devam eder durur, sonunda, Allah katında "doğrucu" olarak yazılır.
    Yalan, azıp sapmaya iletir, azıp sapma ise, ateşe götürür. Kişi yalan söylemekte devam eder, sonunda, Allah katında "yalancı" olarak yazılır."
    İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

    688. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kuşkulandığını at, kuşkulanmadığına bak! Doğruluk kalbinin yatıştığında, yalan ise kuşku duyduğundadır."
    Ebûl Havra radıyallahu anh. Tirmizî.

    689. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanında, bir adam bir adamı övdü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    "Onun boynunu vurdun, arkadaşının boynunu vurdun! içinizden birinizin, mutlaka birisini övmesi gerekiyorsa, şöyle desin: Allah bilir ama şöyle şöyle olduğunu sanıyorum. Zira, Allaha karşı kimse temize çıkartılmaz. O kişi hakkında bildikleri varsa, onu şöyle şöyle sanıyorum, desin."
    Ebû Bekre radıyallahu anh. Buhârî.

    690. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam bir adama günahkâr, ya da kâfir derse, o özellik de onda bulunmazsa, bu söz kendisine döner."
    Ebû Zer radıyallahu anh. Buhârî.

    691. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülere sövmeyin! Zira onlar, zaten ettiklerini bulmuşlardır."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî

    692. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülere sövmeyin, bu sebeple dirilere eziyet etmiş olursunuz."
    Mugîre radıyallahu anh. Tirmizî.

    693. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ölülerinizin iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini söylemekten uzak durun!"
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    694. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahım! Senden mutlaka yerine getirmeni umduğum bir söz alıyorum: Ben bir insanım. Kime bir eziyet etmişsem, sövmüşsem, lânet etmişsem, vurmuşsam, bunları, onun için, kıyamet gününde, sana yaklaştıracak bir rahmet ve o kişinin sevabında bir artış nedeni eyle!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
     
  17. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    ŞİİR, HİCİV, ŞARKI, OYUN...

    695. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şiir söz gibidir, güzeli güzel, çirkini de çirkindir."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    696. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Şüphesiz, şiirde hikmet vardır."
    Ubeyy radıyallahu anh. Buhârî.

    697. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve yanında konuştu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Şüphesiz, bazı konuşmalarda büyü gücü vardır, bazı şiirlerde de faydalı anlamlar mevcuttur."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    698. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin içine, onu bozacak irin dolması, şiir dolmasından daha iyidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    699. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, şair Hassan için, mescidde özel bir kürsü yerleştirdi. Üzerine çıkıp oturur ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi savunacak şiirler söylerdi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle derdi:
    "Allah, Hassanı, Allah Resûlünü savunduğu sürece, melekle destekler."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    700. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurayza günü Hassana şöyle dedi:
    "Müşrikleri sözle taşla, şüphesiz Cebrail seninledir!"
    Berâ radıyallahu anh. Buhârî.

    701. Belki yüz kereden fazla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanında oturdum. Sahabileri şiirler okurlar, islâm öncesi dönemin işlerinden sözedip konuşurlardı. O, susardı, bazen de gülümserdi.
    Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

    702. Aişeye, "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şiir okur muydu?" diye sordular.
    "İbn Revahanın şiirini okuyup, şöyle derdi:
    Azığını vermediğin kimseler sana haber getirir."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    703. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanındaydım. Ona, Süveydin şiirini okudum:
    "Haremde de akşamlasan ölüme güvenme.
    Çünkü ölüm, herkesin başına gelecektir.
    Yolunda düzgün yürü ki, umduğunu bulasın.
    Her dost, dostundan bir gün mutlaka ayrılacaktır.
    Her azık, saklasan da bir gün mutlaka bitecektir.
    iyi ve kötü yanyana beraberdirler.
    Her biri, gelirken sana yepyeni gelecektir."
    Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bu adam bana kavuşsaydı, mutlaka müslüman olurdu."
    İbn Müslim radıyallahu anh. Taberânî.

    704. Accâc, Ebû Hureyreye, "Şu şiir konusunda ne dersin?" diye sordu.
    "iki hayal gelip hastayı hicvetti.
    Selmanın hayali, Teksumânın hayali.
    Kesilmesinden korktuğu baldırını,
    Etlenmesinden çekindiği topuğunu,
    Sana göstermek istedi de kalktı."
    Ebû Hureyre şu cevabı verdi:
    "Biz bunu, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin zamanında söylerdik ve o bizi ayıplamazdı."
    Accâc radıyallahu anh. Bezzâr.

    705. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem içeriye girdiğinde, yanımda iki tane kadın vardı, şarkı söylüyorlardı. Yatağa uzandı ve onlardan yüzünü çevirdi.
    Sonra Ebû Bekir içeriye girdi ve "Allah Resûlünün yanında şeytanın çalgıları ha!" diyerek beni azarladı. Bunun üzerine, Ebû Bekire yönelerek şöyle buyurdu:
    "Bırak söylesinler."
    Bir an, Resûlullahın dikkati bizden uzaklaşınca, kadınlara çıkmalarını işaret ettim ve gittilir.
    Bir bayram günüydü. Siyahîler mescidde mızrak ve kalkanlarıyla oynuyorlardı. Ya ben istedim, ya da Resûlullah şöyle dedi:
    "Seyretmek ister misin?"
    "Evet," dedim.
    Bunun üzerine beni arkasına oturttu, yanağım yanağı üzerinde seyretmeye koyuldum.
    O da şöyle diyordu: "Ey Efride oğulları, ha gayret!"
    Bıktığımı görünce, "Yeter mi bu kadar?" diye sordu.
    "Evet," dedim.
    "Öyleyse haydi git!" buyurdu.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    706. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, onu Aişeye sordu:
    "Ey Aişe! Bunu tanıyor musun?"
    "Hayır," dedi.
    "Bu falan oğullarının şarkıcısıdır, sana şarkı söylemesini ister misin?"
    "Evet."
    Ona bir tabak verdi. O da, Aişe için şarkı söyledi.
    Sonra şöyle buyurdu:
    "Onun burnunun deliğine şeytan üflemiştir."
    İbn Yezîd radıyallahu anh. Ahmed.

    707. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, zarla oynarsa, elini domuz kanına batırmış gibi olur."
    Büreyde radıyallahu anh. Müslim.

    708. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Medineye geldiği zaman, onun gelişine sevindikleri için, Habeşliler mızraklarıyla oyun oynadılar.
    Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    709. Aişe: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem benimle koşu yarışı yaptı, ben onu geçtim.
    Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.

     
  18. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    ANNE, BABA, ÇOCUK, İSİM, YETİM, DUL...

    710. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Kendisine iyilik yapmaya kim daha lâyıktır?"
    "Annen, sonra annen, sonra baban, sonra yakınlık derecelerine göre diğer yakınların," buyurdu.
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    711. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yanında ana babası, ya da onlardan biri yaşlanıp da, gerekeni yaparak cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    712. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allahın hoşnutluğu babanın hoşnutluğunda, öfkesi de babanın öfkesindedir."
    İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

    713. Cahime dedi:
    "Ey Allahın Resûlü! Harbe katılmak istiyorum, sana danışmaya geldim."
    "Annen var mı?"
    "Evet."
    "Onun yanından ayrılma! Çünkü cennet, onun ayakları yanındadır."
    İbn Cahime radıyallahu anh. Nesêî.

    714. Esma: Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme sordum:
    "Müşrik olan annem yanıma geldi. Ona yardım edeyim mi?"
    "Evet. Annene yardım et!" buyurdu.
    Esma radıyallahu anha. Buhârî.

    715. Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Çok büyük bir günah işledim, acaba tevbe edebilir miyim?"
    "Annen var mı?" buyurdu.
    "Hayır."
    "Teyzen var mı?"
    "Evet."
    "Öyleyse ona bir iyilikte bulun!" buyurdu.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    716. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir gün oturuyordu. Süt babası geldi. Ona hemen elbisesinin bir tarafını serdi. Süt babası onun üzerine oturdu. Sonra süt annesi geldi. Elbisesinin öbür tarafını da ona serdi. O da onun üzerine oturdu. Sonra süt kardeşi geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hemen ayağa kalktı, onu önüne oturttu.
    İbn Sâib radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    717. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ana babasına iyilik yapana ne mutlu! Allah onun ömrünü artırsın!"
    İbn Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    718. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin.
    Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.

    719. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "En iyiniz, ailesine iyi davranandır. Ben, ailesine en iyi davrananızım."
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    720. Yanıma bir kadın geldi. Beraberinde iki kızı vardı. Yanımda bir hurmadan başka yiyecek de yoktu. Hurmayı ona verdim. Onu iki kızına paylaştırdı. Kendisi bir şey yemedi. Sonra çıkıp gitti.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem gelince, bu olayı ona anlattım. Şöyle dedi:
    "Kimin bu şekilde kızları olup da, onlara iyilik ederse, onun bu iyiliği, ateşe karşı bir perde olur."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    721. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz."
    İbn As radıyallahu anh. Tirmizî.

    722. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim üç kıza, ya da kız kardeşe, yahut iki kız kardeşe, veya iki kıza bakıp, onları güzelce terbiye edip yetiştirir, sonra da evlendirirse, cenneti hak eder."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

    723. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, erginlik çağına erişinceye kadar iki kızı yetiştirirse, kıyamet gününde, o ve ben yanyana iki parmak gibi oluruz."
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    724. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, siz kendi isimleriniz ve babalarınızın ismi ile çağırılacaksınız. isimlerinizi güzel takın!"
    Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    725. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Muhammed adını koyarsanız, onu dövmeyin ve yoksun etmeyin!"
    Ebû Rafi radıyallahu anh. Bezzâr.

    726. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, çirkin ismi değiştirirdi.
    Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

    727. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Asiye" adını değiştirip yerine "Cemîle" ismini taktı.
    İbn Ömer radıyallahu anh. Müslim.

    728. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben ve yanakları solmuş dul kadın, kıyamet gününde, yanyana iki parmak gibi beraber olacağız. Mevki ve güzellik sahibi bu kadın, kocasından dul kalmıştır. Kendini yetimlerine adamış ve bu durum onlar evleninceye, ya da ölünceye dek böyle devam etmiştir."
    İbn Mâlik radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    729. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, parmaklarını yanyana getirerek şöyle buyurdu:
    "Ben ve yetime bakan kimse cennette iki parmak gibi yanyanayız."
    Sehl radıyallahu anh. Buhârî.

    730. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, müslümanların arasından, bir yetimi yedirip içirirse, Allah onu elbette cennete koyar. Bağışlanmayacak günahı varsa o başka."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    731. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, kalbinin katılığından yakındı.
    Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    "Yetimin başını okşa, yoksulu doyur!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    732. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sofralarında yetim bulunduran kimselerin sofrasına şeytan asla yaklaşamaz."
    Ebû Mûsa radıyallahu anh. Taberânî.

    733. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Dul kadınların ve yoksulların yardımına koşan kimse, Allah yolunda savaşan, bıkmadan gece namazı kılan ve devamlı oruç tutan gibidir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
     
  19. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    AKRABA, KOMŞU, MİSAFİR, GÖRÜŞME...

    734. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah teâlâ buyurmuştur: "Ben Allahım. Ben Rahmanım. Rahmi ben yarattım. Ona ismimden bir isim ayırıp taktım. Kim akraba ile ilgisini sürdürürse, ben de onunla ilgimi sürdürürüm. Kim ondan ilgisini keserse, ben de ondan ilgimi keser, onu perişan ederim."
    İbn Avf radıyallahu anh. Tirmizî.

    735. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Büyüklerinizden, akrabalarınızı ve akraba ziyaretini öğrenin! Çünkü akraba ziyareti, ailede sevgiyi artırır, malı çoğaltır ve ömrü uzatır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    736. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendisiyle ilgiyi devam ettiren akraba ile ilgilenmek gerçek ilgilenme değildir, asıl ilgilenme, akraba kendisinden alakayı kestiği zaman, onu ziyaret edip, ona ilgi göstermektir."
    İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.

    737. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Cebrail, bana komşu hakkında o kadar ısrarlı tavsiyelerde bulundu ki, onu mirasçı yapacak sandım."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    738. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kimseye zarar vermek doğru olmadığı gibi, zarar gördüğü birine, aynı şekilde zararla karşılık vermek de doğru değildir."
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Mâlik.

    739. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yanında komşusu açken, bunu bile bile, kendi tok yatan kişi, bana tam îman etmiş sayılmaz."
    Enes radıyallahu anh. Taberânî.

    740. Bir adam dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Bir kadının çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, fakat diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz ediliyor, ne dersiniz?"
    Şöyle buyurdu:
    "O, ateşte olacaktır!"
    Dedi ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Bir kadının da, az oruç tuttuğundan, az namaz kıldığından, süzme peynir gibi şeylerden az sadaka verdiğinden, bununla beraber diliyle komşularına eziyet etmediğinden söz ediliyor, ne dersiniz?"
    Şöyle buyurdu:
    "O, cennette olacaktır!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.

    741. Dedim ki:
    "Ey Allahın Resûlü! Birine uğruyorum, ne beni misafir ediyor ve ne de bana ikramda bulunuyor. Aynı kişi bana uğrarsa, ben de ona karşı aynı şekilde davranayım mı?"
    "Hayır. Aksine, onu misafir et!" buyurdu.
    İbn Mâlik radıyallahu anh. Tirmizî.

    742. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin, şöyle buyurduğunu, kulaklarım duydu, gözlerim gördü ve kalbim de ezberledi:
    "Allah ve âhiret gününe inanan kişi, misafirine hediyesini sunsun."
    "Hediyesi nedir, ey Allahın Resûlü?" diye sordular.
    Şöyle buyurdu:
    "Bir gün ve gecesidir. Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadaka sayılır.
    Kim, Allaha ve âhiret gününe îman ediyorsa, ya iyi söz söylesin, ya da sussun!"
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Buhârî.

    743. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir müslümanın, müslüman kardeşinin yanında, onu günaha sokuncaya kadar konuk kalması helâl olmaz."
    "Günaha sokmak nasıl olur, ey Allahın Resûlü?" diye sordular.
    Şöyle buyurdu:
    "Kendisine sunacak bir şeyi bulunmadığı hâlde yanında kalması."
    Ebû Şurayh radıyallahu anh. Buhârî.

    744. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, birinin kapısına gelince, yüzünü kapıya döndürmez, sağ ya da sol yanını kapıya çevirerek durur ve "Esselâmü aleyküm, Esselâmü aleyküm," derdi.
    İbn Büsr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    745. Babamın bir borcu hususunda Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldim ve kapıyı çaldım.
    "Kim o?" diye seslendi.
    "Benim!" dedim.
    "Benim! Benim!" diye söylenerek çıktı.
    Belli ki, sadece "Benim!" dememden hoşlanmamıştı.
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    746. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, izinleri olmadan, birilerinin evini dikizlerse, gözünü çıkarmaları artık onlara helâl olur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    747. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Biriniz, hizmetçisi ona bir yemek yapıp getirdiğinde, onu da oturtup yedirsin. Yemek az ise, hiç olmazsa eline bir iki lokma koysun."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
     
  20. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429

    NEBİ, RESUL, VAHİY, MUCİZE...

    748. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benden önceki peygamberlerle ben şuna benzeriz: Bir adam göz kamaştırıcı güzel bir bina yapmıştır. Ancak duvarların bir köşesinde bir tuğlalık gedik bırakmıştır. insanlar, evin etrafını dolaşıp, evi beğenmiş ve şöyle demişlerdir: "Şu tuğla da şu açık olan yere konsa çok iyi olur." işte ben, o tuğlayım. Peygamberlerin de sonuncusuyum."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    749. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Peygamberler, kabirlerinde diridirler, namaz kılarlar."
    Enes radıyallahu anh. Bezzâr.

    750. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hızıra, yeşillik anlamında "Hızır" denilmesinin sebebi şudur: O, otsuz, kuru bir yerde oturdu. O otsuz yer, Hızırın arkasından hemen yeşilleniverdi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    751. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ibrahimi de gördüm, soyundan, ona en çok benzeyen benim."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    752. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mûsa, uzun boylu sanki Şenua erkeklerini andıran bir kişi idi."
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

    753. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "isa ile benim aramda hiçbir peygamber yoktur. O, şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı tenlidir. Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacak. insanlarla, islâm için savaşacak. Mesihüddeccali öldürecek, sonra yeryüzünde tam kırk sene kalacak. Sonra ölecek ve namazını müslümanlar kılacaklar."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    754. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "ibrahim, Allahın dostudur. Mûsa, Allahın kendisiyle konuştuğudur. isa, Allahın kelimesi ve ruhudur. Ademi de, Allah seçmiştir. Bunlar doğru.
    Ben ise, Allahın sevgilisiyim. Ama bununla övünmüyorum. Kıyamet gününde hamd sancağını ben taşıyacağım, yine övünme yok.
    Kıyamet gününde ilk şefaat edecek olan, benim. Bu yetki ilk kez bana verilecektir, ama yine övünme yok.
    Cennet kapısının halkasını ilk kımıldatacak olan, benim. Allah bana, cennet kapısını açıp, ilk defa beni ve benimle birlikte müminlerin fakirlerini oraya koyacaktır. Buna rağmen yine övünme yok.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.

    755. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ben, insanların asır asır geçen en güzel asırlarından birinde gönderildim. Çağlar çağları kovaladı, sonunda, benim içinde bulunduğum asır geldi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    756. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, bizden öncekilere Cuma gününü nasip etmedi. Cumartesi yahudilerin günü, pazar ise hıristiyanların günü oldu. Allah, bizi dünyaya getirip, bize Cumâ gününü lütfetti. Böylece cumâ, cumartesi ve pazar ibadet günleri oldu.
    işte, kıyamet gününde de, tıpkı bu günler gibi, onlar bizden sonra gelecekler. Böylece, dünyada geliş sırası bakımından biz sonuncu olduk, ancak kıyamet gününde biz ilk olacağız ve hesabımız diğer yaratılanlardan önce görülecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    757. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bana beş şey verildi ki, benden önce onlar hiç kimseye verilmemiştir.
    Bütün peygamberler sadece kendi toplumlarına gönderildi, ben ise, kırmızı siyah bütün toplumlara gönderildim.
    Benden önce, savaşta elde edilen mallar kimseye helâl olmadı, bana ise helâl kılındı.
    Yeryüzü bana tertemiz kılındı ve mescid yapıldı. Namaz vakti nerede gelirse, kişi orada namaz kılabilir.
    Bir aylık uzaklıktaki düşmanın kalbine korku verilmekle bana yardım edildi.
    Bana, şefaat etme yetkisi verildi."
    Câbir radıyallahu anh. Buhârî.

    758. Dedim: "Ey Allahın Resûlü! Ben seni medhetmek istiyorum."
    Şöyle buyurdu:
    "Haydi öyleyse, Allah ağzına sağlık ihsan etsin!"
    Bunun üzerine şu şiiri inşâd ettim:
    "Önce gölgelerde ve yaprağın sallandığı yerdeydin.
    Sonra beldelere düşüp indin,
    Orada sen ne bir beşer, ne bir çiğnem et
    Ne de bir kan pıhtısı idin.
    Belki gemiye binen bir nutfeydin.
    Ehli boğulurken,
    Sen bir kartalın kanadına tutunmuştun.
    Alem asırdan asıra taşınıp dururken,
    Sen de belden bele intikal etmiştin.
    Göz kamaştırıcı evindi,
    Yükseklerden gelme görkemli ailen.
    Doğduğunda yeryüzü aydınlandı,
    Nurunla ufuklar nurlandı.
    Biz o ışıkta, o nurda ve o dosdoğru yolda,
    Adeta yanıp tutuşuyorduk."
    Abbas radıyallahu anh. Taberânî.

    759. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Benim beş ismim vardır. Ben Muhammedim. Ben Ahmedim. Ben, Allahın benimle küfrü mahvettiği Mâhiyim. Ben, insanların ayağı üzerinde haşronularak toplanacağı Hâşirim. Ben, kendinden sonra hiçbir peygamber gelmeyecek olan Akîbim..."
    Cübeyr radıyallahu anh. Buhârî.

    760. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kıyamet gününde, ben, peygamberlerin lideri, hatipleri ve şefaat sahipleri olacağım, fakat övünme yok."
    Ubeyy radıyallahu anh. Tirmizî.

    761. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sütannesinin yanında kalan bir çocuktu. Arkadaşlarıyla oynarken Cebrail geldi. Onu yatırdı, göğsünü yardı ve içinden bir kan pıhtısı çıkardı.
    "işte bu, şeytanın sendeki nasibidir," dedi.
    Sonra onu, altın bir leğende, zemzem suyu ile yıkadı, kapattı. Sonra da onu kendi yerine koydu.
    Çocuklar, koşarak sütannesine gittiler ve "Muhammed öldürüldü!" dediler. Hep birlikte yanına vardılar. Renginin solmuş olduğunu gördüler.
    Enes dedi: "Ben, göğsündeki o yara izini hep görürdüm."
    Enes radıyallahu anh. Müslim.

    762. Vahyin ilk başlangıcı doğru rüyalar şeklinde oldu. Gördüğü her rüya, sabah aydınlığı gibi çıkardı. Sonra, yalnız başına kalmaktan hoşlanır oldu. Hira mağarasında inzivaya çekildi. Orada, ailesine dönmeksizin, birkaç gece tek başına kalıp, ibadet ederdi. Sonra Hatîceye dönerdi, evinde de tıpkı Hira mağarasında olduğu gibi, ibadet yapardı.
    Derken, Hira mağarasındayken, ona vahiy geldi. Melek gelip, ona "Oku!" dedi.
    Cevabı şu oldu: "Ben okuma bilmem."
    O, bundan sonrasını şöyle anlattı:
    "Beni tutup kucakladı, takâtim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve şöyle dedi: "Haydi oku!"
    Ben yine: "Ben okuma bilmem," dedim.
    ikinci kez aldı, beni, gücüm kesilinceye kadar sıktı ve bıraktı. "Haydi oku!" dedi.
    Ben yine: "Ben okuma bilmem," dedim.
    Üçüncü kez beni aldı, takâtim kesilinceye kadar sıktı, sonra bırakıp, "ikra bismi Rabbikellezi halâk. Halâkel insane min alâk. ikra ve Rabbukel ekramüllezi alleme bil kalemi ma lem yâlem'e kadar oku!" dedi."
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bu vahyi alıp, kalbi korku dolu bir hâlde Hatîceye geldi ve "Örtün beni, örtün beni!" dedi. Onu hemen örttüler.
    Aradan çok geçmeden korkusu ve heyecanı dindi. Olanları Hatîceye anlattı ve dedi ki:
    "Başıma bir şey geleceğinden korktum."
    Hatîce şöyle dedi:
    "Hayır, korkma! Aksine, sevin! Müjde sana! Allah seni asla utandırmaz. Çünkü sen, akrabayı ziyaret edersin, sözü doğru söylersin, hiç yalanın yoktur. Zayıflara yardım eder, fakire kazandırırsın, misafir ağırlarsın. Hak yolunda, meydana gelen olaylar karşısında insanlara yardım edersin."
    Sonra onu alıp, amcasının oğlu Varakaya iletti. Varaka, hıristiyandı. ibranice yazardı, incilden Allahın dilediği kadar arapça yazmıştı. ihtiyardı, üstelik gözleri de görmüyordu.
    Hatîce ona dedi ki:
    "Ey Amcazadem! Kardeşinin oğlunu dinle!"
    Varaka dedi ki:
    "Ey kardeşimin oğlu! Ne görüyorsun, söyle bakalım!"
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yaşadıklarını ve gördüklerini bir bir anlattı.
    Varaka şöyle dedi:
    "O, Allahın Mûsaya gönderdiği meleğin ta kendisidir. Ah toplumun seni süreceği zaman sağ olsaydım, başka bir şey istemezdim!"
    "Toplumum beni sürecek mi?" diye sorunca, şöyle dedi:
    "Senin getirdiğin gibi bir kitapla gelen hiçbir peygamber yoktur ki, kendisine düşmanlık edilmesin. Senin o gününe yetişirsem, mutlaka sana destek verip, yardım ederim."
    Çok geçmeden Varaka vefat etti.
    Ayetlerin inmesi ise, bir süre kesildi.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    763. Vahye ara verildi, epey zaman âyet gelmedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu duruma pek üzüldü. Kendini atmak için defalarca dağların doruklarına tırmandı, fakat her seferinde Cebrail ona görünüp, şöyle diyerek onu uyardı:
    "Ey Muhammed! Sen gerçek bir peygambersin!"
    Ondan sonra içi biraz yatışıp, rahatlardı. Yine vahye böyle ara verilince, o maksatla dağın zirvesine çıkardı, fakat Cebrail yine kendisine görünüp, aynı uyarıda bulunurdu.
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    764. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Vahiy, bazen bir çıngırak sesini andıran bir ses gibi gelir ki, bana en zor gelen şekli budur. Söylediklerini kavrayınca, melek benden ayrılır. Bazen de, melek bana insan sûretine bürünerek görünür, benimle konuşur, söylediğini hemen kavrarım."
    Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

    765. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme vahiy geldiği zaman, yüzünün yanında arı uğultusu gibi bir ses duyulurdu.
    Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.

    766. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, vahiy geldiği zaman sıkılır ve yüzü kül gibi olurdu.
    Ubâde radıyallahu anh. Müslim.

    767. Mekkeliler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden, kendilerine mûcize göstermesini istediler. O da onlara, ayın ikiye bölünüşünü gösterdi.
    Enes radıyallahu anh. Buhârî.

    768. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kırk yaşındayken kendisine vahiy geldi. Onüç yıl Mekkede kaldı. Sonra ona, Medineye hicret etmesi emredildi. Orada da on yıl kaldı.
    İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.
     

Bu Sayfayı Paylaş