Sen Hicret Edersen

'Dini Şiirler' forumunda CoCo tarafından 9 Temmuz 2014 tarihinde açılan konu

  1. CoCo

    CoCo <img src="http://i.hizliresim.com/Vyvmmr.gif" /></

    Katılım:
    31 Temmuz 2013
    Mesaj:
    2,921

    [​IMG]

    Sen hicret edersen yalnız kalır bu şehir… Güller umuda açmaz… Kuşlar uçmaz özgürce... Nehirler, derin bir sessizliğe bürünür… Akar bilinmezliklere doğru günler…

    Sen hicret edersen yetim kalır bu şehir… Barındırmaz geceler sokak çocuklarını… Ay bile yüzünü hayaller dünyasında mehtabı seyredenlere göstermez… Söner bütün yolları aydınlatan ışıklar… Durur insanı insana kavuşturan yürekler…

    Sen hicret edersen mahzun olur bu şehir… Şafağa hüzün güneşleri doğar… Hazan yüklü yağmurlara gebe olur günler… Üşür sessizlikten yorulmuş ve aşkına kavuşamamış maşuklar…

    Sen hicret edersen firak rüzgârlarına şahit olur bu şehir... Ayrılık, özlem, hasret dolaşır tüm kapılarda… Gelmez o zaman hasretle beklenen mektuplar… Kalır umutlar bir başka bahara… Beklemekten yorulsa da bir mahkûm, gelen ya özgürlük olur ya ölüm…

    Sen hicret edersen ceylanları vurulanların yeri olur bu şehir… Narin ayaklarla gezemez artık Urfa’nın dağlarında... Vurulur Ceylan Önkol, koyunları otlatırken eline aldığı bombayı oyuncak diye oynarken… Kalır geride parçalanmış bir beden… Ağlar yüreğinde ceylanının kaybetmiş mahzun bir ana…

    Sen hicret edersen bülbüllerin acı feryatlarının seherlerde duyulduğu bir yer olur bu şehir… Acı nağmelerine eşlik eder ezanlar… Huşuyla uyanmaz abid… Ve duymaz artık güller bülbüllerin umut saçan davudi nağmelerini…

    Sen hicret edersen gözlerinde fer kalmayan çocuklarla dolar bu şehir… Mateme bürünür yürekler ve kan rengine bürünür yemyeşil, masmavi gözler… Umutla bakmaz gençler geleceğe… Göremez görünmesi gereken evrensel güzellikleri…

    Sen hicret edersen hayatın memba’ını kaybeden bir mecnuna döner bu şehir… Ne Leylalar bulunur ne de dağlar delinir o zaman… Heybeye acı, elem ve aşkı koyanlar çoğalır kızgın çöllerde…

    Sen hicret edersen İsmail Ensarların, Muhammed Salihlerin başının okşanmadığı, yetimliğin acısının yüreklerde duyulup da ifade edilemediği bir dünya olur bu şehir…

    Kutlu bir davanın şehidi olmaya ahdetmiş bir kardeşinin vasiyeti olarak ben gidersem sen;

    Ümitsizlere ümit, âşıklara maşuk, ceylanlara pınar, karanlığa çıra, acı dolu gecelere fecir, hazan yüklü bulutlara gökkuşağı, sessizliğe ses, firaka vuslat, mahkûmlara mektup, bülbüllere gül, gözlere umudun ışığı, gençlere yaren, Leylalara mecnun, heybeye ekmek, su olmak için kal bu şehirde…
     

Bu Sayfayı Paylaş